(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Alanya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.10.2004 tarih ve 2003/320-2004/690 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Mehmet Ali Zeybek tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline trafik sigorta poliçesiyle sigortalı ve davalının kullandığı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle müvekkilinin karşı aracın sigortasına 1.200.000.000. TL ödeme yaptığını, kaza sırasında davalı sürücünün ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek bu meblağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kazada karşı araç sürücünün tamamen kusurlu olduğunu, bu aracın sigorta şirketine aleyhine yapılan icra takibi sonucunda 700.000.000. TL ödeme yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, kazada davalı sürücünün tamamen kusurlu olduğu, davacı şirketin karşı tarafa yaptığı ödeme nedeniyle davalıya rücu edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası incelendiğinde, aracın malikinin ve sigortalının dava dışı Mesut Kıncı, sürücünün davalı Mehmet Ali Zeybek olduğu görülmüştür. Poliçe genel şartlarının 4/2 nci maddesinde ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir hükmü mevcuttur. Şu halde, davacı sigortacı ehliyetsiz kullanıma dayalı söz konusu rücu davasını ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabilecektir. Davalı Mehmet Ali Zeybek sigorta ettiren olmadığına göre, sözleşmenin tarafı değildir. Bu durumda mahkemece davalı sürücü hakkındaki davanın pasif sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davalı aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy