(818 S. K. m. 84)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.04.2005 tarih ve 2003/336-2005/185 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin ortaklığını devretmek isteğinde kooperatif yönetimince genel kurul kararlarına aykırı olacak biçimde ve faize faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle 2.000.000.000-TL. gecikme cezası borcu çıkarıldığını, müvekkilinin söz konusu meblağı ihtirazi kayıtla 15.07.2002 tarihinde kooperatif hesabına yatırdığını, fazladan tahsil edilen meblağın iadesine ilişkin ihtarnameden de bir sonuç alınamadığını ileri sürerek, şimdilik 500.000.000- liranın, ıslah dilekçesi ile de 2.200.000.000-TL.nın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kooperatifin ne davacıya ne de başka bir ortağa gecikme cezasına ayrıca bir de faiz uygulaması yapmadığını, davacının aidatlarını ödemesi gereken sürede ödemediğini, dava konusu edilen 2.000.000.000-TL. içinde sadece gecikme cezasının bulunmadığını, bunun yanında aidat borcunun da olduğunu, davacının ödemelerinin BK.nun 84 üncü maddesi hükmünce öncelikle faiz borcuna mahsup edildiğini, gecikme zammı ile ilgili genel kurularda kararlar alındığını, kaldı ki, davacının daha sonra kooperatiften ayrıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davalı kooperatif ortağı iken 15.07.2002 tarihi itibariyle ortaklıktan ayrıldığı, davalı kooperatifin 20.04.1996 tarihli genel kurul toplantısında aidat ödemelerinde gecikme halinde aylık %10 faiz alınmasına karar verildiği, sonraki genel kurullarda bu kararın yinelendiği ve aksine bir karar da alınmadığı, davacının aidat ödemelerini 30.06.1998 tarihinden sonra geciktirmeye başladığı, yaptığı ödemlerin öncelikle işlemiş faiz borcuna sayıldığı, davacının yaptığı tüm ödemeler nazara alındığında 15.07.2002 tarihi itibariyle fazla ödemesinin 2.209.945.184-TL. olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıdan fazladan tahsil edildiği iddia edilen meblağın istirdadı istemine ilişkindir.
Ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak dava açan bir kişinin, gerek yargılamanın başında ortaklık sıfatı yoksa, gerekse yargılama sırasında bu ortaklık sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmaz. Zira, bu husus dava koşulu olup, davacının bu sıfatının yargılamanın başından sonuna kadar devam etmesi zorunludur ve bu yön mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır.
Somut olaya gelince, davacı vekili, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin ortaklığını devretmek isteğinde kooperatif yönetimince genel kurul kararlarına aykırı olacak biçimde ve faize faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle 2.000.000.000-TL. gecikme cezası borcu çıkarıldığını, müvekkilinin söz konusu meblağı ihtirazi kayıtla 15.07.2002 tarihinde kooperatif hesabına yatırdığını, iddia etmiş, davalı vekili, diğer savunmalarının yanında davacının daha sonra kooperatiften ayrıldığını savunmuş, mahkemece, yazılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davacı taraf 16.05.2003 tarihinde açtığı işbu davada, davalı kooperatif ortağı iken payını başkasına devrettiğini vurgulamış olmasına, bilirkişi tarafından 15.07.2002 tarihinde davalının ortaklık hakkını Zehra Sena isimli şahsa devrettiği tespit edilmiş bulunmasına, mahkemece de, davacının anılan tarih itibariyle ortaklıktan ayrıldığı kabul edilmesine rağmen, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının dava açıldığı tarihte dahi aktif husumetinin bulunmadığı gözetilip davanın reddi yerine işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy