(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.11.2004 tarih ve 2003/898-2004/1330 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının cam emtiasının Bulgaristan'a taşınması için müvekkili şirketten sözlü olarak 10 adet TIR talep ettiğini, bunun üzerine dava dışı alt taşımacı şirketten TIR'ların temin edildiğini ve yükleme yeri olan Destek Antrepo'ya sevk olunduğunu, ancak yüklemeye başlanılmadığını, müvekkilinin çektiği faks mesajının üzerine aynı gün, davalının el yazısı ile sipariş iptal edilmiştir, bekleme süresi bugün öğlen bitmiştir notunu düştüğünü, bunun üzerine alt taşımacının tahakkuk ettirdiği 2 günlük bekleme ücretinin müvekkilince ödendiğini, davalının müvekkiline ödemeye yanaşmaması üzerine başlattıkları takibin haksız itiraz nedeniyle durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya sipariş vermediklerini, faks ile cevap verildiği şeklindeki iddiayı kabul etmediklerini, faksın delil niteliği olamayacağını, müvekkili şirket yetkililerinin imzasını taşımasının mümkün olmadığını, faturanın süresinde iade de edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, iddia konusu malların hasarlı oluşu, tasfiyeye tabi tutuluşu karşısında, taşınması talebinin hayatın olağan akışına uymadığı, dolayısıyla taşıma sözleşmesinin varlığının davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, var olduğu iddia edilen taşıma sözleşmesine dayalı bekleme ücretinin tahsiline yönelik başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Çekişme, Bulgaristan'a cam emtia taşıma işini sözlü olarak davalı şirketten alıp, alt taşımacıdan temin ettiği TIR'ları dava dışı Destek Antrepo'nun önünde beklettiğini ve davalının cevabi faks ile siparişi iptal ettiğini bildirmesi üzerine TIR'ları geri çektirdiğini ve bekleme ücretini alt taşımacı şirkete ödediğini iddia eden davacı şirket ile davalı şirket arasında taşıma sözleşmesi ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmıştır.
Davacı yanın sunduğu delilleri arasında, dava konusu taşıma öncesi davalı ile yapılan taşıma sözleşmelerinin faks ile yapılan yazışmalar ile kurulduğuna ilişkin belgelere de dayanmış olup, fiili uygulamanın bu şekilde süregeldiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece, bu yön üzerinde hiç durulmaması ve tartışılmaması doğru olmayıp öncelikle hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasında iddia edilen şekilde fiili uygulamanın bulunmadığı sonucuna mahkemece varılması halinde, davacı vekilinin hükme esas bilirkişi raporuna antrepoda bekleyen hasarlı malların kesin olarak tasfiyesi millileştirilmesi işleminin yapılıp yapılmadığının Gümrük'ten sorulması gerektiği yönünde yaptığı itiraz önem kazanacaktır. Zira, bu işlemin kesin olarak yapıldığına ilişkin bir bilgi ve belge dosyaya girmemiş olup, Destek Antrepo'nun davalıya gümrükçe millileştirme işlemi yapılabileceği yönünde bir uyarı notu içeren belge, kesinlik içermemektedir. Bu itibarla, Bulgaristan'dan gelen emtianın ithal işlemini davalının gerçekleştirmediği ve emtianın tasfiyeye tabi tutulduğu sonucuna varan bilirkişinin, bu görüşü dosya kapsamına uygun olmayıp, eksik incelemeye dayalıdır.
Diğer yandan, emtianın tamamının kullanılamaz halde ve %70'inin hasarlı oluşunu, davalının taşıma talebinde bulunmasının, hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği sonucuna dayanak yapan bilirkişinin bu görüşü de isabetsizdir. Zira, hasarlı camların Bulgaristan'daki firmaya iadesi yada hammadde olarak kullanılmak üzere satışı olasılığı da hayatın olağan akışı karşısında bir olasılık olarak akla gelmektedir. Bu itibarla, bilirkişinin emtianın hasarlı oluşuna ve kesin olarak tasfiye edildiği görüşüne itibar eden mahkemece, salt bu nedenle sözleşmenin varlığını davacının kanıtlayamadığı sonucuna varılması eksik incelemeye dayalı olup, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy