(2004 S. K. m. 50, 258, 265) (1086 S. K. m. 9, 27) (818 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.09.2004 tarih ve 2004/21 D.İş. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili, müvekkili şirketin son hamili ve karşı taraftaki borçluların keşideci ve ciranta olduğu çekin karşılıksız çıktığını ileri sürerek, ihtiyaten haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, muhatap banka şubesinin Ankara'da bulunduğu gerekçesiyle, istemin yetki nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İİK.'nun 258 nci maddesi hükmü uyarınca ihtiyati hacze, aynı Kanun'un 50 nci maddesine göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Bu madde de HUMK'nun yetkiye ilişkin hükümlerine atıf yapılmıştır. Kural olarak ihtiyati haciz kararı için yetkili mahkeme, HUMK.'nun 9-27 nci maddelerine göre belirlenmelidir. Kamu düzenine ilişkin yetki kuralları haricinde mahkemenin yetki konusunu kendiliğinden gözetmesi söz konusu değildir. Nitekim, İİK.'nun 265 nci maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri arasında mahkemenin yetkisinin sayılmış olmasına göre de, maddenin yorumundan bu hususun mahkemece re'sen göz önüne alınamayıp, ancak borçlu tarafın itirazı üzerine incelenebileceği sonucuna varılmalıdır. İhtiyati haciz talebinin, borçlu dinlenerek karara bağlanması halinde yetki itirazının borçlu tarafından açıkça yapılması gerekmektedir. Somut olayda, ihtiyati hacze konu alacak, çeke dayanmakta olup, mahkemece kendiliğinden yetkiye bakılmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Borçlunun dinlenmesine gerek görülmeden verilen ihtiyati haciz kararlarında ise borçlu, İİK.'nun 265 nci maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararına yapacağı itirazında mahkemenin yetkisizliğini ileri sürme hakkını haizdir. Bu itibarla, henüz itiraz aşamasına gelinmeden önce, prosedürün daha başında yapılan ihtiyati haciz istemi üzerine, mahkemenin kendini yetkisiz görmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, çekin keşide yeri, ödeme yeri, borçluların ikametgahları mahkemenin yetki alanı dışında ise de, temel ilişkiden soyut olan ve ayrıca karşılıksız kalmış olan çeke dayalı borcun, salt para borcu niteliğinin bulunduğunu gözeterek, BK.'nun 73 ncü madde hükmü uyarınca, alacaklının ikametgah yeri itibariyle mahkemenin yetkili olmasına rağmen aksine hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle kabul şekli bakımından da bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, ihtiyati haciz talep eden B. A.Ş. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy