(1086 S. K. m. 73) (7201 S. K. m. 9) (Tebligat Tüzüğü m. 11)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.05.2005 tarih ve 2005/51-2005/195 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkili şirketin zorunlu trafik sigortacısı olduğu davalılara ait aracın, ehliyetsiz sürücü tarafından sevk ve idaresindeyken meydana gelen kazada dava dışı Erhan Özdemir'in yaralanmasına neden olunduğunu, bu nedenle 7.02,30 YTL tedavi giderinin müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece; toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir
1- Dava, sigortalı aracın Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın 4/c maddesi hükmü uyarınca, sürücü belgesine sahip olmayan kişi tarafından kullanıldığı, bu nedenle 3 üncü kişiye ödeme yapıldığı iddiasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Bir davanın görülmesi için taraf teşkili esastır. Hakimin bu hususu re'sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK. nun 73. maddesinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre; mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu nedenle tebligatın davadaki önemi büyüktür. Tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olması nedeniyle, tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Bu itibarla; 7201 sayılı Tebligat Kanununun 9. maddesi ve Tebligat Tüzüğünün 11. maddesine göre mahkemelerce çıkartılacak davetiyelerde yer alması gereken hususlardan birisi de davetiyeyi çıkaran mahkemenin adıdır.
Somut olayda; mahkemece, davalılara dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliğine ilişkin çıkartılan davetiyede mahkemenin adı yer almadığından bu tebligat usulsüz olup, tebligatın usulsüz olması da davalıların savunma hakkına taalluk ettiğinden, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 02.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy