(1086 S. K. m. 275)
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.12.2004 gün ve 2003/265-2004/479 sayılı kararın Yargıtayca tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Kayseri Şubesi'nde 12.08.2002 gününde vadeli USD hesabı açtırdığını, 02.06.2003 günü parasını çekmek isteyen müvekkiline ödeme yapılmadığını, oysa hiç kimseye para çekmesi için yetki verilmediğini ve imza atılmadığını, davalının, müvekkilinin yanında çalışan R. Gökçe'ye ödeme yaptığını savunduğunu, parayı çekemeyen müvekkilinin pek çok zarara uğradığını ileri sürerek, 40.000.000.000.-TL miktarlı maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yetki verdiği R. Gökçe'nin pek çok kere para çektiğini, davacının çek karnesini ve kredi kartını da bu kişinin teslim aldığını, davacının hiç kendisinin para çekmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının R. Gökçe'ye yetki verdiği talimatta bu iki kişinin imzasının bulunduğu, bu kişinin pek çok kere para çektiği, davacının kredi kartını ve çek karnesini davacı adına teslim aldığı, talimattaki imzanın kendisine ilişkin olmadığını davacının ileri sürmediği, davacının, uzun süre beraber çalıştığı bu kişiye verdiği talimatın sonuçlarına katlanması gerektiği, davalının bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın davacının hesabından 3 üncü kişiye ödeme yaptığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde para çekme yetkisinin davacı tarafından hiç kimseye verilmediği, bu yönde herhangi bir talimat altına imza atılmadığı ileri sürülmüş; davalı yan ise, davacının yanında çalışan R. Gökçe'ye yetki verdiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının adı geçene talimat verdiği ve talimat altında davacı ve talimat verdiği kişinin imzalarının bulunduğu, bu kişinin pek çok kere para çektiği sonucuna varılmış ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tam tersine, talimatın cüzdan altına sonradan yazıldığı, talimat altında herhangi bir imza yer almadığı, süre gelen fiili bir uygulama da bulunmadığı tespitlerine yer verilmiş ve davacının talimat altındaki imzanın kendisine ilişkin olmadığını ileri sürmediği gerekçesiyle de davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, dava dilekçesinde, davacının R. Gökçe'ye herhangi bir yetki vermediği ve bu yönde imza atmadığı ileri sürüldüğü gibi, rapora itiraz dilekçesinde de bu iddia tekrarlanmış olup, bilirkişi raporunda, talimatla ilgili herhangi imzanın bulunmadığı da esasen bildirilmiştir.
Davalı vekili, davacının hiç para çekmediğini savunmuş ise de, dosya içindeki makbuzlardan çoğunda, R. Gökçe'nin adı soyadı yazılı değildir. Zımni rıza ve muvafakatin veya icazetin varlığı için, süreklilik arzeden fiili bir durumun oluşması gereklidir. Davalı yan davacının çek karnesini ve kredi kartını bankadan R.'ın teslim alıp, davacıya teslim ettiğine ait belgeler sunmuş ise de, bu belgelerden birinde kredi kartı bilgileri yazılı olmadığı gibi, kartı teslim eden bölümü de boş bırakılmış, bu belgeleri bankadan teslim alanın kimliği imza incelemesi ile de saptanmış değildir. Davacı vekili rapora itirazında, makbuzlarda müvekkilinin imzasının bulunmadığını bildirmiş olduğu gibi, savunmanın hiçbir yönü davacı tarafından benimsenmiş değildir. Davacının vade gününe kadar hesabını kontrol etmemesi, bankaya uğramaması da aleyhine yorumlanamaz. Mahkemece, imza incelemesi de yaptırılmamıştır.
Bu durumda, davanın reddini gerektiren somut kanıt ve gerekçelerin ortaya konması gerekirken, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle hüküm tesisi eksik incelemeye dayalı olup, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy