(818 S. K. m. 103) (3095 S. K. m. 2)
Taraflar arasında görülen davada Tarsus 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.02.2004 gün ve 2001/851-2004/113 sayılı kararın Yargıtayca tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Mersin Şubesinde vadeli mevduat hesabı olduğunu, nüfus ve hesap cüzdanlarını olay öncesinde çaldırdığını, hesabında bulunan paradan 400.000.000.-TLnin aynı bankanın Tarsus Şubesince gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi sonucunda, vadesi bozularak kimliği belli olmayan kişiye 29.08.1997 gününde ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın olay gününden itibaren en yüksek faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan işlemin yerleşik bankacılık işlemine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın, ödeme fişine atılan imzaların farklı olması sebebiyle alınması gereken sol el başparmak izini almaması, alınan nüfus cüzdanı fotokopisindeki fotoğrafın belirsiz olduğu ve bu şekildeki ödeme dolayısıyla yarı yarıya kusurlu olduğu, davacının ise; hesap ve nüfus cüzdanını muhafaza etmekte gerekli özeni göstermediği, hırsızlık olayı sonrasında emniyet birimlerine müracaat etmediğinden yarı yarıya kusurlu olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile 200.000.000.- TLnin reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına, dava konusu alacağa ticari temerrüt faizinin uygulanmasının gerekmesine, 01.01.2000 gününden önceki dönemde ticari temerrüt faizinin reeskont faiz oranında uygulanacak olmasına, bu tarihten sonraki dönem için ise temerrüt faizinin avans oranında hükmedilmesi gerekmesine, ancak davacı tarafın bu konuda temyizinin bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davacıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, alınmadığı anlaşılan 12.20 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 03.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy