(6762 S. K. m. 54, 56) (Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.02.2005 tarih ve 2004/509 - 2005/66 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.11.2006 gününde davacı avukatı Oktay Karaşahin ile davalı avukatı Nihan Tekin ile asli müdahil avukatı İlkser Akbulut gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait TİFFANY markasının 07.05.1990 yılında tescil edildiğini ve erkek, kadın, çocuk tekstil, konfeksiyon alanlarından Türkiye'de tanınmış markalar arasında olduğunu, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'na tanınmış marka müracaatında kabul önceliğinin mahkeme kararı ile tanınmış marka olduğu tespit edilen markalara verileceğinin belirtildiğini ileri sürerek, TİFFANY markasının tanınmış marka olduğun tespitini istemiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili, davadan önce müvekkiline tanınmış marka statüsüne alınma yolunda başvuru yapılmadığını, davacı markasının tanınmış marka kriterlerini taşımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Asli müdahil Tiffany And Company vekili, dava konusu TİFFANY markasının müvekkilince 1937 yılından beri verilen emek ve yapılan harcamalar ile dünyaca tanınmış marka haline getirildiğini ve birçok ülkede ve Türkiye'de tescilli olduğunu, markanın dünyaca tanınmış marka olduğu konusunda birçok yabanca mahkeme kararı bulunduğunu, davacının markasının tanınmışlık kriterlerini taşımadığını, davacı tescilinin müvekkilinin tanınmış markasından yararlanma amacıyla kötüniyetli olarak yapıldığını ve tescilli hali ile kullanılmadığını ileri sürerek, TİFFANY markasının müvekkilinin dünyaca tanınmış markası olduğunun tespitine, davacı markasının hükümsüz sayılmasına, müvekkilinin markası olduğunun tespitine, davacı markasının hükümsüz sayılmasına, müvekkilinin marka haklarına vaki davacı tecavüzünün durdurulmasına, Paris Sözleşmesi'nin 8 nci maddesi ve TTK.nun 54 üncü maddesi kapsamında ticaret unvanına vaki tecavüzün önlenmesine ve TTK.nun 54 üncü maddesi kapsamında ticaret unvanına vaki tecavüzün önlenmesine ve TTK.nun 56 vd. maddeleri gereğince haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına, kararın ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili, asli müdahale dilekçesine yanıtında, görülmekte olan bir davaya asli müdahale şeklinde taraf olunmasına ilişkin HUMK.'da bir düzenleme olmadığını, asli müdahilin markasının Türkiye'de müvekkilin tescilinden sonra ve farklı mallar için tescil ettirildiğini, o halde ancak fer'i müdahilliğin söz konusu olabileceğini, müvekkilinin talebinin Türkiye'de tanınmışlıkla ilgili olduğunu ve bu tanınmışlığı kanıtlayacaklarını, hükümsüzlük talebinin zamanaşımına uğradığını, markaya tecavüz ile marka ve unvana dayalı haksız rekabetlerinin söz konusu olmadığını savunarak, müdahilin taleplerinin reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacı ve asli müdahilin markalarının tanınmışlığı talebini öncelikle Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı nezdinde yapacakları başvuru ile değerlendirilmesi gerektiği halde bu şekilde bir başvuru yapılmadan doğrudan dava yoluyla Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı hasım gösterilerek tanınmışlığın tespitinin istenemeyeceği, her ne kadar davacının 2002/6144 sayılı marka başvurusuna, müdahilin kendi markasının tanınmış marka olduğu gerekçesiyle itirazda bulunmuş ise de, bu itiraz üzerine verilen karara karşı ayrı bir davada itirazın yerindeliğinin tartışılacağı, bu nedenle her iki yanın markalarının tanınmışlığının tespiti taleplerinin yerinde görülmediği, asli müdahilin hükümsüzlük istemi açısından yapılan değerlendirmede de, davacının 1990 yılından beri tekstil emtiası için marka tecili bulunduğu, tescil başlangıçta dava dışı şirket tarafından yaptırılmış ise de, o tarihten itibaren davacının halefi olan marka sahibinin yoğun kullanımı ve daha sonra markanın icrada ekonomik bir değer olarak satılması, satın alan kişinin ve ondan markayı 1998 tarihinde devralan müdahilin tekstil emtiası için kullanımı, reklam ve promosyonu yapılarak sektörde bilinir hale getirildiği, müdahilin anılan markayı davacı ve onun öncesindeki sahiplerinden önce kullanmış olmasına rağmen, 1190 yılından beri tescile ve kullanıma ses çıkarılmadığı ve susma ile hak kaybı sonucunun doğduğu, bu kapsamda da müdahilin hükümsüzlük davasında tanınmışlığının tespitini araştırmaya gerek görülmediği, marka hakkına ve unvana vaki tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkin müdahil talebinin, davacının, markasını tescilli hali ile kullanıyor olması ve markası terkin edilmediği sürece haksız rekabetin söz konusu olmayacağından müdahilin diğer taleplerinin reddi gerektiği, ancak, müdahil tarafın davacının markasının tanınmışlığı isteminin reddine yönelik talebi yerinde görüldüğünden, asıl davanın ve asli müdahilin diğer taleplerinin reddine, asli müdahilin davacının markasının tanınmışlığına ilişkin talebinin reddi isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve asli müdahil vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ve asli müdahil vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ve asli müdahil vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 450, 00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacı ve asli müdahilden alınarak davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı'na verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.10'ar YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve asli müdahilden ayrı ayrı alınmasına, 30.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy