(6762 S. K. m. 1264, 1279, 1282, 1295)
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.10.2004 gün ve 2000/1361-2004/847 sayılı kararın Yargıtayca tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ilişkin ve davalı şirkete sigortalı bulunan taşınmazın 12.11.1999 gününde meydana gelen deprem sebebiyle hasara uğradığını, müvekkilinin sigorta primlerinin tamamını 25.01.2000 gününde bir seferde ödediğini, usulüne uygun müracaatına rağmen müvekkiline ödemede bulunulmadığını ileri sürerek, 85.000.000.000TL zararın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının rizikonun gerçekleşmesinden yaklaşık 2,5 ay sonra prim borcunu ödemesi sebebiyle TTK. nun 1282. ve 1295/2. maddeleri uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, TTK. nun 1295. maddesi uyarınca prim borcunun rizikonun gerçekleşmesinden sonra ödenmesi sebebiyle sigorta teminatının ve davalı sigortacının zararı tazmin yükümlülüğünün başlamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, deprem rizikosuna karşı sigortalı taşınmazın uğradığı hasar bedelinin davalı sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir.
Sigorta hukukunda kural olarak, sigorta akdinin meydana gelmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. TTK. nun 1279 uncu maddesi hükmüne göre riziko, genel olarak sigorta sözleşmesinin vücut bulması ve yine aynı kanunun 1295/2 nci maddesi uyarınca, sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde sigorta teminatı içinde kabul edilir. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için ayrıca, TTK. nun 1282 ve 1295/2 nci maddeleri hükümleri uyarınca primin veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur.
TTK. nun 1295 inci maddesi emredici nitelikte bir düzenleme olmasına rağmen, aynı kanunun 1264/4 üncü maddesi hükmü uyarınca, sigorta ettiren yararına aksine düzenleme yapmak da mümkündür.
Somut olayda ise poliçe, 13.10.1999 gününde tanzim edilmiş olup riziko, 12.11.1999 günü meydana gelmiş, sigorta prim alacağı ise, davalı şirketçe, rizikonun gerçekleştiği bilinmesine rağmen 25.01.2000 gününde tahsil edilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, TTK. nun 1295/2. maddesinin açık hükmüne rağmen, davalı sigorta şirketinin, yapılan prim ödemesini kabul etmesinin, sigorta sözleşmesini ayakta tutmak iradesini ortaya koyması anlamına gelip gelmeyeceğinin, poliçe genel ve özel şartları hükümleri de dikkate alınarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy