(6762 S. K. m. 520, 521, 551)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.04.2005 tarih ve 2003/660 - 2005/253 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalının iki ortağından biri olduğunu, diğer ortağı ağabeyinin ölümü ile geriye mirasçılarının kaldığını, gerekli tescil işlemlerini yaptırmadıklarını, müvekkilin müdürlükten istifası ve hisselerini bedelsiz şekilde devri çağrısına icap etmediklerini, fiilen dağılmış şirket konumunda bulunduğunu, resmi işlemlerde tek muhatabın müvekkili olduğunu, bu durumun onu zora soktuğunu ileri sürerek, müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Dahili davalılar vekili, davacının haksız işlemleri ve sağladığı menfaatlerini aklamaya çalıştığını, iyi niyetli bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin iki ortağından biri olduğu, diğer ortağın öldüğü, limitet şirketin en az iki ortağının bulunmasının gerektiği, TTK. nun 551/1 inci maddesinde düzenlenen çıkma hakkının ikiden fazla limit şirkette uygulanmasının gerektiği, iki ortaklı limitet şirkette ortaklardan birinin ancak fesih hakkını kullanacağı, diğer ortağın mirasçıların henüz ortak sıfatı kazanmadığı, bir an için kazandığı düşünülse bile varisler olarak tek hisse iktisap edecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limitet şirket ortaklığından çıkarılma kararı verilmesi istemine ilişkindir. Davacının 23.04.2002 tarihinde ölen Melih Tevkür ile birlikte davalı limitet şirketin ortağı olduğu, başka bir ortağın bulunmadığı, ölen ortağın mirasçı olarak eşi ve iki çocuğunu bıraktığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. TTK. nun 521 inci maddesi hükmüne göre limit şirketlerde bir payın miras yoluyla veya karı koca mallarının idaresine ait hükümler gereğince iktisabı için, ortakların muvafakatine ihtiyaç bulunmamaktadır. Ana sözleşmede aksine bir şart varsa ortaklar, payı hakiki değeri üzerinden satın alacak üçüncü bir şahıs göstermedikçe muvafakatten imtina edemezler. Bu gibi hallerde diğer ortakların muvafakatine ihtiyaç olmadığı gibi, TTK. nun 520/4 üncü düzenlenen şekle bağlı devir sözleşmelerine de gerek yoktur. Mirasla pay bölünmesi kendiliğinden gerçekleşir. Başka bir anlatımla miras ile payın intikalinde pay, kendiliğinden yasal miras paylarına bölünerek mirasçılara intikal eder.
Öte yandan, aynı Yasa'nın 551/2 nci maddesinde limitet şirket ortağı, haklı nedene dayanmak koşuluyla şirketten çıkmasına izin verilmesini talep etme hakkına sahiptir. Ancak, iki kişilik limitet şirketlerde ortaklardan birinin çıkarılmasına mahkemece izin verilmesi, tek kişilik limitet şirketin devamına imkan tanınması sonucu doğuracağından, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, anılan maddedeki çıkma hakkının kullanılmasının ancak ikiden fazla ortaklı limitet şirketlerde uygulanacağı, iki ortaklı limitet şirkette ortağın, ancak aynı maddede düzenlenen fesih hakkını kullanabileceği yönündedir.
Somut olayda mirasla payın intikaline ilişkin olarak davalı şirketin ana sözleşmesinde aksine bir düzenleme bulunmamaktadır. İki ortaklı davalı şirketin davacı dışındaki ortağı Melih Tevkür'ün ölümü ile şirketteki payları, mirasçısı olan eşi ve iki çocuğuna miras payları oranında bölünerek intikal etmiştir. Bu durum karşısında, davalı limitet şirketin dört ortaklı olduğunun kabulü ile davacının çıkma yönündeki isteminin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy