(2004 S. K. m. 67) (7201 S. K. m. 10, 21, 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.04.2005 tarih ve 2004/1639-2005/661 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının genel kurullarda kararlaştırılan ödentileri ödemediğini, tahsiline yönelik başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi hükmüne göre tebligat, tebliğ yapılacak şahsın bilinen son adresine yapılır. Adres değişikliğinin bildirilmemesi halinde ise tebligat, aynı Yasanın 35. maddesine göre yapılır. Başka bir ifade ile, 7201 sayılı Yasanın 35. maddesine göre tebligat yapılacak adrese, aynı Yasa'nın 10 ve 21. maddelerine göre, daha önce tebligat yapılamamış olması gerekmektedir.
Somut olayda gelince, dava dilekçesinde gösterilen adrese dava dilekçesinin ve duruşma gününün bildirilmesi için çıkarılan tebligat, mahkemeye iade edilmiş olup, bu adres, davalının icra takip dosyasındaki son adresi değildir. Bunun üzerine, mahkemece, icra takip dosyasında bilinen davalının en son adresine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiştir. Ancak, davalının icra takip dosyasındaki bilinen son adresine, 7201 sayılı Yasanın 10 ve devam eden maddelerine göre usulünce dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeden, aynı yasanın 35. maddesine göre dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmesi usulsüz olup, taraf teşkili sağlanmamış olmaktadır. Mahkemece, davalıya dava dilekçesi usulünce tebliğ edilerek, davalı tarafa savunma hakkı verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, bu usulsüzlük davalının savunma hakkını etkiler nitelikte bulunduğundan, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy