(2499 S. K. m. 46) (1086 S. K. m. 236) (Aracı Kurumların Tedrici Tasfiye Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik m. 9)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.04.2005 tarih ve 2002/1227 - 2005/224 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Sermaye Piyasası Kurulu'nun 16.08.2002 tarih ve 39 sayılı toplantısında Karon Menkul Kıymetler A.Ş.nin faaliyetlerinin Sermaye Piyasası Kanunu'nun 46. maddesinin 1.fıkrası h bendi uyarınca, sürekli olarak durdurularak yetkilerinin kaldırılmasına, alım satıma aracılık yetki belgesinin ve kredili menkul kıymet, açığa satış ve menkul kıymetlerin ödünç alma verme işlemlerinin izin belgesinin iptal edilmesine, aracı kurumun tedrici tasfiye kapsamına alınmasına karar verildiğini, yasa ve yönetmelik çerçevesinde verilen görevleri yerine getirmek amacıyla müvekkilince gerekli bildirimlerin yapıldığını, şirket nezdinde Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan denetimler sonucu düzenlenen ve şirketin yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda genel müdürü olan davalının ikrar ve imzasını taşıyan 21.04.2002 tarihli tutanakta, şirket faaliyetlerinin geçici olarak durdurulduğu 01.03.2002 tarih itibariyle kasadan 294.045.203.276-TL. nın nakit olarak çekilmiş olduğu, en son işlem yapılan 03.04.2002 tarihi itibariyle bu miktarın 710.885.303.376-TL. na ulaştığı, bu miktar açığın genel müdür olan davalının aracı kurum kasasından nakit çekişler yapmasından kaynaklandığının belirtildiğini, davalının 21.04.2002 tarihli tutanaktaki ikrarına ek olarak, 23.08.2002 tarihli raporda da borcun açık olarak ikrar edildiğini, davalının çeşitli tarihlerde düzenlenen tediye makbuzları ile şirket kasasından nakit olarak para çekişleri yaparak dava konusu miktarı şirket dışına kaçırdığının açık olduğunu ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket kasasından bir kısım nakit çekişlerin olduğunun doğru olduğunu, ancak bu miktarın hiçbir zaman dava konusu edilen miktara ulaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava dışı Karon Menkul Kıymetler A.Ş.nin genel müdürü olan davalının Yatırımcıları Koruma Fonu Müdürlüğü'ne hitaben düzenlenen 23.08.2002 tarihli rapor ile 21.04.2002 tarihli tutanakta dava dışı şirketin kasasından nakit para çektiğini kabul ettiği, davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 620.465.800.000-TL. alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı aracı kurumun yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda genel müdürü olan davalının şirket faaliyetlerinin geçici olarak durdurulmasından sonra aracı kurum kasasından nakit çekişler yapmasından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultunda yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, taraf, HUMK. nun 236/4 üncü madde hükmünce, mahkeme dışında da ikrarda bulunabilir. Mahkeme dışı ikrar, kesin bir delil değildir. Ancak, hakim, mahkeme dışı ikrarı teyit edecek (doğrulayacak) delil ve belirti varsa buna dayanarak hüküm verebilir. Hakim, mahkeme dışı ikrarın başka bir delil ve belirtilerle doğrulanması üzerine kanaatini kuvvetlendirmek için, lehine ikrarda bulunulan tarafa kendiliğinden (re'sen) yemin teklif edebilir. Şüphesiz, mahkeme dışı ikrar, bir belge (mesela ikrarı içeren bir mektup) ile ispat edilirse, bir kesin delil hükmünde olur. (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt II, İstanbul, 1990, 5. Baskı, Sh.1404 v.d.)
Somut olaya gelince, davalı tarafından, dava dışı aracı kurumun eski genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi sıfatı ile, Tedrici Tasfiye Yönetmeliği'nin 9 uncu maddesi uyarınca düzenlenen 23.08.2002 tarihli raporda ve Sermaye Piyasası Kurulu uzmanları ile davalının da imzasının bulunduğu 21.04.2002 tarihli Tutanak başlıklı belgede, dava konusu meblağa ilişkin olarak bir takım beyanlarda bulunulmuş olup, mahkemece, bu beyanların davalının hukuki durumuna etki edip etmeyeceği tartışılıp değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, anılan rapor ve tutanaktaki, mahkeme dışı yapılan ikrarın davalıyı bağlayıp bağlamayacağı karar yerinde tartışılmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy