(7397 S. K. m. 39) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.05.2006 tarih ve 2003/478 - 2006/339 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.03.2008 gününde davalılar avukatı Tülay Altıntaş gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı limited şirket arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacakları için diğer davalı şirkete ait taşınmazın üzerine davacı lehine 30.000 YTL üzerinden,birleşen davanın davalısı Fatmaya ait taşınmaz üzerine de 4.000 YTL üzerinden ipotek tesis edildiğini, davalı acentenin sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle sözleşmenin feshedilip 69.853.39 YTL borcun ödenmesinin istendiğini, ancak anılan borcun ödenmemesi üzerine girişilen icra takiplerinin itirazla durdurulduğunu ileri sürerek, asıl davada (2003/1294 Esas) sayılı takip dosyası birleşen (2003/890 Esas) sayılı davada 2003/2576 Esas sayılı takip dosyalarındaki alacakların tümüne, yine birleşen 2003/536 Esas sayılı davada ise 2003/1470 Esas sayılı icra takibinde istenen alacağın ise 7.056.44 YTLlik kısmına vaki itirazların iptaline ve inkar tazminatlarına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davalı acentenin hasar ödemeleri,gönderilen havale ve teminat mektubunun nakde çevrilmesinden sonra bakiye borcunun 970,58 YTL olduğunu savunarak tüm davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı acentenin acentelik sözleşmesi kapsamında davacı adına sigortalılara yaptığı hasar ödemelerini kanıtlayamadığı, defterlerini incelemeye sunmadığı, temerrüt tarihi itibarıyla davacı kayıtlarında davalı acentenin 42.743.44 YTL borcunun göründüğü gerekçesiyle her üç davanın da takipten sonraki faiz dışındaki itirazlar yönünden kabulüne, itirazların iptaline, her bir takipte itiraza uğrayan asıl alacak tutarları nazara alınarak %40 inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, sigorta acenteliği sözleşmesi gereğince acentenin oluşan borçları için acente ve onun lehine taşınmaz ipoteği veren diğer davalılar hakkında açılmış bulunan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının defterlerini incelemeye sunmadığı, davacı defterlerinde ise 42.743.44 YTL alacak göründüğü gerekçesiyle dava kısmen kabul edilmiştir. Davalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazında acente defterlerine poliçelerin işlenmeyeceği, poliçelerden kaynaklanan komisyon alacaklarının dercedileceğini, poliçe bazında prim alacak ve borçlarının sigorta muhasebesi açısından rejistro defterlerinde yer alacağını, bu nedenle de acenta ile davacı sigorta şirketinin rejistro defterlerinin incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Sigorta Murakabe Kanunu'nun 39 ncu maddesinde sigorta şirketlerinin defter tutma yöntemleri açıklanmış olup,maddenin 2 nci fıkrası ile de sigorta şirketleri ve acentelerin TTK.nun ve Vergi Usul Kanunu'nun zorunlu gördüğü defterlerden başka bazı işlemlerin özel bir deftere kaydedilmesini ve defterin düzenlemesi ile ilgili usul ve esasların Müsteşarlık'ça belirleneceği belirtilmiş, 3 ncü fıkra ile de sigorta sözleşmeleri ve bu sözleşmelere ilişkin primler, primlere ilişkin iptal, tahsilat, taksitlendirme gibi hususların hesaplarda her bir poliçe itibariyle ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği açıklanmış, Kanun'un 55 nci maddesi ile bu lazımeye uymayanlar hakkında cezai hükümler öngörmüştür.
Bilirkişi raporu ile davalı acentenin hasarları davacı şirkete bildirdiği, şirketçe hasar dosyalarının açıldığı, ancak dosyaların bir süre muallakta kaldıktan sonra acentenin ödeme rakamı üzerinden hiçbir gerekçe gösterilmeden kapatıldığı belirtilmiştir.
Davacı acentenin bilirkişi raporu ile saptanan bu duruma karşı kendi elindeki hasar ödemeleri ve poliçe bilgilerini dosyaya sunduğu, sunulan belgelere göre SMK. nun 39/3 ncü maddesinde düzenlenen poliçe bazında kayıtları içeren rejistro defterlerinin sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu defterleri üzerinde inceleme ile sınırlı olarak yazılı gerekçeyle hükmü kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca, davacı şirket lehine tesis edilen ipoteklerin, davacının davalı acenteden oluşmuş ve oluşacak alacaklarının fer'ileri ile birlikte 06.02.2002 tarihli ipotek belgesinde 30.000 YTL, 21.02.1997 tarihli ipotek belgesinde 2.000 YTL ve 05.08.1997 tarihli ipotek belgesinde de 2.000 YTL üst limit belirlenmiştir. Bu üst limit ipotekleri, acentenin borçları ve fer'ilerini de kapsadığına göre faize ilişkin hükmünde ipotek belgesinde öngörülen üst limiti aşmayacak şekilde kurulması gerekmektedir. Mahkemece, birleşen davaların konusunu oluşturan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipler açısından takip talepleri ipotek limitleri üzerinden düzenlendiği halde, ayrıca limiti aşacak biçimde faize de hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle dahi davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 550,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy