(1163 S. K. m. 16) (7201 S. K. m. 21) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.04.2006 tarih ve 2004/388-2006/143 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife 1992 yılında üye olduğunu, 1998 yılında görev yaptığı Ankara'dan tayinin İzmit/Çayırova'ya gittiğini, 2002 yılı olağan genel kurulunda üye listesinde adının neden olmadığını sorması üzerine üyelikten çıkarıldığını öğrendiğini, yönetim kurulunun tutanaklara geçmemek kaydıyla aidatlarını zamanında yatırması halinde üyeliğinin devam edileceğinin söylenildiğini ve bunun üzerine aidatların düzenli olarak yatırıldığını, daha sonra üyelikten çıkarıldığı gerekçesiyle 13.06.2004 tarihinde kura çekimine çağrılmadığını, ihtarların ve ihraç kararının usulsüz olduğunu, kooperatiften ihraç edildiğine dair tebligatın yapılmadığını, genel kurulda ihracın yüzüne söylendiğini belirterek, ihraç kararının iptalini ve üyeliğin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ihraç kararının yasa ve usule uygun olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, kooperatife yönelik ithamların yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya içerisindeki tüm kanıtlara göre; yönetim kurulunun ihraç kararına dayanak olan iki ihtarnamenin de usulüne uygun olduğu, davacının 25.06.2003 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ihraç kararına öğrenmesine karşın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Karar: Dava, parasal yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle davacının ihracına ilişkin olarak alınan yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf, dava dilekçesinde ihraç kararının usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediğini ve yönetim kurulunun ortaklığının devam ettiğini söyleyerek kendisini oyaladığını ileri sürmüştür. İhraç karan A. 30. Noterliğinin 11.10.2002 tarih ve 10818 yevmiye no.lu işlemi ile davacıya Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Tebligat parçası aslı dosya içerisinde bulunmadığından Tebligat Kanunu'nun 21 nci maddesi uyarınca yapılan tebliğin Tebligat Kanunu'nun 21 ve Tüzüğün 28 nci maddesine uygun olup olmadığı anlaşılamamıştır. Bu itibarla mahkemece, davacıya yönetim kurulu ihraç kararının tebliğine ilişkin tebligat parçası celbedilerek öncelikle bu tebligatın yasaya uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığı belirlenip, daha sonra davacının yönetim kurulu tarafından oyalandığı iddiası üzerinde durularak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme olup yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy