(1163 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.09.2006 tarih ve 2005/528-2006/370 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, durulma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 23.11.1999 tarihinde (35.000.000) TL tutarındaki giriş aidatını ödeyerek ortak olmak içki davalı kooperatife müracaat ettiğini, 30.09.2004 tarihinde de (1.000.000.000) TL ödemede bulunduğunu, halen kendisine ait minibüs ile kooperatif ortağı sıfatıyla davalı kooperatife ait hatta yolcu taşımacılığı yaptığını, buna rağmen müvekkilinin ortaklığa kabul edilmediğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ana sözleşmenin 10. maddesindeki şartları yerine getirmediği için hiçbir zaman müvekkili kooperatif ortağı olmadığını, bu yönde alınmış bir yönetim kurulu kararının da bulunmadığını, banka hesabına yatırılan paraların da hiçbir zaman çekilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı kooperatifin halen 18 ortağının bulunduğu ve davacının ortaklar arasında yer almadığı gibi, ortaklığa kabulüne dair bir yönetim kurulu kararının da bulunmadığı, dava dışı belediye ile kooperatif arasındaki işletme sözleşmesini 31 kişi imzalasa da, kooperatif ortağı olan 18 kişi dışındaki imzaların kooperatifin onayı olmadan sonradan atıldığı, bu kişilerle beraber sözleşmeyi imzalayan davacının da fiilen taşıma faaliyetini sürdürmesinin, davacıyı ortak saymak için yeterli olmadığı, davacının yaptığı ödemelerin kooperatif tarafından kabul edilmeyip ayrı bir hesapta tutulduğu, bu durumun dahi davacının ortak olarak benimsenmediğini gösterdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığının tespiti istemine ilişkin olup, davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, bu amaçla bankaya kooperatif adına paralar yatırdığı gibi, dava dışı belediye ile davalı kooperatif arasında imzalanan 12.11.2003 tarihli sözleşmeyi de, diğer ortaklarla birlikte kooperatif adına imzaladığını ileri sürmüş; davalı vekili ise, davacının ödediği paraların bankadan tahsil edilmediğini, kooperatif kayıtlarında, da bu şekilde muhasebeleştirildiğini, 12.11.2003 tarihli sözleşmeyi ise sadece kooperatif ortağı olan 18 kişinin imzaladığını, 18. sıradan sonraki kişilerin bilemedikleri bir şekilde buraya dahil edildiklerini savunmuştur.
Dairemiz'in kökleşmiş içtihatlarına göre, kooperatif ortaklığına kabul, kooperatifin yetkili organlarının bu hususta vereceği bir kararla olabileceği gibi, açık bir karar olmadan da, ortak tarafından yapılan ödemelerin kabulü gibi bir takım işlemlere dayalı şekilde, ortaklığın zımnen benimsenmesi suretiyle de olabilir (Yargıtay 11. HD. 16.05.1996 tarih, 1996/2893 E-3593 K, G. Eriş, Uygulamalı Koop. H., 3. Baskı, S: 279).
Somut uyuşmazlıkta da, gerek taraflardan gerekse dava dışı belediyeden celbedilen taşıma sözleşmelerinde davacının da imzasının bulunduğuna davacının bu belgeyi daha sonra imzaladığı hususunun davalı tarafça kanıtlanamamış olmasına ve davacının diğer ortaklarla birlikte taşıma işini devam ettirmiş bulunmasına ve kooperatifçe davacı tarafından yatırılan paraların iadesi cihetine gidilmemesine göre, mahkemece davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy