(818 S. K. m. 449)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 13.Ticaret Mahkemesince verilen 26.12.2005 tarih ve 2005/61 - 2005/810 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.06.2007 gününde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Şaşkınbakkal Şubesi müşterisi olup, vadeli-vadesiz, döviz ve TL hesapları ile yatırım hesapları kullanmak suretiyle 1997 yılından beri çalıştığını, müvekkilinin 20.04.2004 tarihinde sahibi bulunduğu bir dairenin satış işlemini taşınmazın satışı için taraflar arasında anlaşılan 340.000 Euro'nun hesaba yatırıldığı konusunda şube müdürü A. T.'dan telefonda sözlü onay alması üzerine gerçekleştirdiğini, alıcı tarafından satış bedelinin (256.000) Euro'sunun müvekkili hesabına virmanlanıp, bakiye (84.000) Euro'nun müvekkili hesabına yatırılmak üzere şubeye götürüldüğünü fakat şube müdürünün o anda sistemlerin çalışmadığını ileri sürmesi üzerine müvekkili hesabına yatırılmak üzere, şube müdürünün kartvizitinin arkasına 84.000 Euro elden aldım yazıp imzalaması üzerine kendisine teslim edildiğini, bilahare şube müdürünün bir takım yolsuzluklara karıştığının öğrenildiğini, banka müdiresinin gerek müfettiş gerekse emniyet ifadelerinde müvekkili parasını zimmetine geçirdiğini kabul ettiğini, müvekkili hesabına geçen (256.000) Euro'nun iki ayrı işlemle hesaptan çekildiği ancak, parayı çekenin adı, soyadı, imzası, hüviyet bilgilerinin yer almadığı, (84.000) Euro'nun ise hesaplara hiç intikal etmediğinin anlaşıldığını, davalı hakkında girişilen icra takibine konu (256.000) Euro'nun yasal ödeme süresi olan 7 gün içinde icra dosyasına ödendiğini ancak, paranın müvekkili hesabına yatırıldığı tarih olan 29.04.2004 ile icra takibinin açılmış olduğu 05.11.2004 tarihleri arasında işlemiş olan faizinin ödenmediğini, sadece takip tarihi ile ödemenin yapıldığı tarih arasındaki 12 günlük faizinin ödendiğini, bakiye faiz ve alacağa itiraz edildiğini, davalı bankanın imza yetkilisi ticari mümessil şube müdürü A. T. tarafından verilen zararı karşılamak zorunda olduğunu ileri sürerek, (84.000) Euro'nun davalı banka şubesine teslim edildiği tarih olan 29.04.2004 tarihinden itibaren, yine müvekkili hesabından bilgisi ve izni dışında çekilen (256.000) Euro'nun müvekkili hesabına virman tarihi olan (29.04.2004) tarihinden davalı banka aleyhine icra takibinin açıldığı 05.11.2004 tarihine kadar geçen 190 günlük işlemiş faizinin, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, (84.000) Euro'nun şube müdürü A. T.'a teslim edilip, edilmediği ve kartvizitin arkasındaki imzanın A. T.'a ait olup, olmadığının bilinemediğini, bir an için bu olguların kabulü halinde paranın müvekkili bankaya yatırıldığına dair hiçbir bulgu bulunmadığını bankanın pasif, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, paranın bankaya yatırıldığının kanıtlanmasının gerektiğini, sözkonusu kartvizitin bankacılık faaliyeti kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, şube müdürü dahi olsa hiçbir banka çalışanının bankayı tek imza ile temsil ve ilzamının mümkün olmadığını, davacının veya davacı adına para yatırdığı iddia edilen şahsın ağır kusuru bulunduğunu, icra takibine konu müvekkili tarafından yatırılan (256.000) Euro'a virman tarihi itibariyle değil, ancak ihtarname tarihi olan 16.06.2004 tarihi itibariyle faiz işletilebileceğini, talep edilen faiz oranının da fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi asıl ve ek raporuna nazaran, (256.000) Euro'nun davacı hesabına geçirilmek üzere virmanlandığı konusunda tereddüt bulunmadığı, (84.000) Euro'nun yine davacının hesabına yatırılmak amacıyla, bankaya getirildiği, banka müdiresine elden teslim edildiği, bankanın güven müessesesi olduğundan, bankayı temsil eden kişilerin bankacılık alanında vaki eylem ve tasarruflarından BK.nun 449 ncu maddesi uyarınca mudilerine karşı sorumlu oldukları, zararın oluşumundan davalı banka sorumlu ise de, parayı kartvizit karşılığı banka müdüresine teslim eden kişinin de kusurlu olduğu, bu kusur oranının % 50 oranında olduğunun kabul edildiği, (256.000) Euro'luk alacak kesimine ilişkin olarak, bu miktarın temerrüt tarihi olan 18.06.2004 tarihinden takip tarihi olan 05.11.2004 tarihine kadar 140 günlük işlemiş faizinin davalı bankaca yapılan ödeme düşüldüğünde (5.821,38) Euro olacağı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile (42.000) Euro'nun 18.06.2004 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince kamu bankalarının 1 yıllık Euro mevduatına uyguladıkları en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının faiz alacağına ilişkin isteminin (5.821,38) Euro üzerinden kabulü ile bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacının taşınmaz satışından doğan toplam 340.000 Euro alacağının 256.000 Eurosunun davalı Banka şubesinde davacı adına olan hesabına taşınmazın alıcısı tarafından virmanlanmak suretiyle yatırıldığı, bakiye kalan (86.000) Euronun ise yine davacı adına hesaba yatırılmak üzere davalı banka şubesine elden götürüldüğü, ancak, davalı bankanın Şaşkınbakkal Şubesi müdürü A. T.ın o anda banka sisteminin çalışmadığını bahane ederek, davacı hesabına yatırılmak üzere elden parayı teslim aldığı ve karşılığında davalı banka kartvizitinin arkasına elden alınan paranın yazılıp, imzalandığı, davalı banka aleyhine girişilen icra takibi sonucunda (256.000) Euronun icra dosyasına icra takip tarihinden işleyen faiziyle birlikte yatırıldığı ancak, paranın hesaba geçtiği tarih ile icra takibi arasında kalan dönem için faiz ödenmediği, (86.000) Euronın ise hiç ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davalı banka tarafından, müvekkili bankaya davacı tarafından veya davacı adına yatırılmış (86.000) Euro tutarında bir para bulunmadığı, gerçekte talep edilen (86.000) Euronun gayrimenkul satış bedeli ile bir ilgisinin de olmadığı savunulduğuna göre, davacının paranın kaynağının taşınmaz satışı olarak iddia etmesi karşısında, mahkemece bu savunma üzerinde durularak, taşınmazın satış bedelinin işlem tarihindeki Euro karşılığının belirlenmesi suretiyle söz konusu tutarın davalı banka şubesine elden getirilip, getirilmediğinin belirlenmesi gerekirken, noksan incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın davalı banka yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 500.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.06.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy