(818 S. K. m. 46, 47)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.03.2005 tarih ve 2002/591-2005/180 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanaklar ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu trenin raydan çıkması sonucu devrilen vagonun altında kalan bacağının kesilmesi sonucu sakat kaldığını ileri sürerek 500.000.000 TL. iş göremezlik, 500.000.000 TL. protez bedeli, 20.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faizi ile tahsilini istemiş, ıslah ile maddi tazminat istemini 38.578.361.205 TL'ye çıkarmış, protez ihtiyacı olmadığım, bildirerek protez bedelinden feragat etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkillerinin eşi ve babaları olan M. K. A.'nın tren kazasında ayağının ezilmesi sonucu sakat kalması nedeniyle acı ve elem duyduklarını ileri sürerek eş için 10.000.000.000 TL. çocukların her biri için ayrı ayrı 5.000.000.000 TL.'sİ manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurlu olmadığını, olayın mücbir sebepten kaynaklandığını, istenen miktarların fahiş olduğunu, kazada yaralananların yakınlarına manevi tazminat verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre davacının, davalıya ait trende yolcu iken %14.3 oranda vücut genel çalışma gücünden kayba uğrayacak derecede yaralandığı, kopan ayağının dikildiği, bu nedenle protez ihtiyacı kalmadığı, taşıyıcının %100 kusurlu olduğu, davacıların duydukları acı ve elem nedeniyle manevi tazminata hükmetmek gerektiği kanaatine varılarak asıl davada 38.578.361.205 TL. maddi, 10.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihi olan 09.01.2002 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan alınmasına, birleşen davada eş için 5.000.000.000 TL., iki çocuk için ayrı ayrı 2.000.000.000 TL. Manevi tazminatın olay tarihi olan 09.01.2002. tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar Borçlar Kanunu'nun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye ait ve yansıma yoluyla manevi tazminat istenemez ise de cismani zarar kavramına sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal bütünlüğünde dahil olmasına, bir kişinin cismani zarara uğraması, durumunda, olayın kendisine özgü ağırlığının ve özelliğinin manevi tazminata hükmedilmesini zorunlu kılan olguları kanıtlaması durumunda, haksız eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan, yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara uğrama söz konusu olup, yaralanan kişinin yakınlarının da zarar gördüğünün kabulü gerekmesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Ancak dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Yasası 46. maddesi gereğince vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararın tazmini gerekmektedir. Davacının olay nedeniyle %14,3 oranında maluliyete uğradığı sabittir. Yasadığı, sürece hayatını idame ettirmek için, maluliyeti nedeniyle daha fazla güç sarf edeceği açıktır Bu nedenle, davacının yaşı ve yaşam tarzı itibariyle ne miktar gelir elde edebileceği belirlenmeli, bu belirlemeye göre davacının çalışma gücü kaybından doğan zararı hesaplanmalıdır. Somut olayda, davacının uzman çavuş olduğu ve 60 yaşına kadar bu işte çalışacağı varsayılarak hesaplama yapılmış ve belirlenen bu miktar üzerinden maddi tazminata karar verilmiş ise de, 3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 5 maddesi gereğince, uzman erbaşların 45 yaşına kadar sözleşmelerinin uzatılabileceği hükme bağlanmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya bu nedenle itiraz edildiği halde, bilirkişi ek raporunda hesaplama tarzı değiştirilmemiştir.
O halde mahkemece, anılan yasa hükmü de dikkate alınarak, davacının ne miktar gelir elde edebileceğinin bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle tespiti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, itiraz noktalarım tam olarak karşılamayan, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy