(818 S. K. m. 44)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.11.2006 tarih ve 2005/235-2006/642 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilesinin davalı banka nezdinde 25.06.1993 tarihinde, 1 yıl vadeli %5,5 faizli olarak 11.000 DM. Meblağ için hesap açtırdığını, 1999 yılında yurt dışından dönen müvekkilesinin parasını çekmek istediğinde, paranın 19.08.1993 tarihinde kendisi tarafından çekildiğinin bildirildiğini, oysa müvekkilesinin imza atmadığını, para çekmediğini ileri sürerek, 11.000 DMnin 25.06.1993 tarihinden itibaren dövize uygulanan faiziyle birlikte hüküm tarihine kadar geçecek süre içindeki faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davalı Banka nezdinde açmış olduğu hesaptan sahte kimlik ile para çekilmesi olayında davalı Bankanın %50 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava hesaptaki paranın başkasına ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, hesaptan sahte kimlik ile para çekilmesi olayında davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, bozma ilamı sonrası alınan ve benimsenip hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda, davacının davalı Banka nezdinde açtığı hesaptan sahte kimlik belgesi ile para çekilmesi olayında davalı Bankanın %50 kusurlu olduğu sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, Dairemiz bozma ilamında salt, davacının hesap cüzdanının aslını mahkemeye ibraz etmesi halinde, kaybetmediği iddiasının kuvvetlenmiş olacağı, hesap cüzdanının davacının kaybetmiş olduğunun kabulü halinde, bunun ödeme işlemindeki hatayı kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı, diğer anlatımla ödeme işlemlerine etkisi olup olmadığı, dolayısıyla davacının müterafik kusurlu sayılıp sayılamayacağı üzerinde işaret edilmiş olup, davacı tarafça bozma ilamından sonra hesap cüzdanı aslı mahkemeye ibraz edilmiştir. Hatta bozma ilamı kapsamında olmamasına rağmen bilirkişi kurulunca kaybedildiği belirtilen eski kimlik belgesinin dahi davacı tarafından dosyaya sunulmuş olması karşısında, bir güven kurumu olan davalı Bankanın artık gerçek hak sahibi olan davacıya ödeme yapmadığının kabulü gerekir.
Bu bağlamda, mahkemece, davacının dava konusu edilen olayda müterafik kusurunun bulunmadığı gözden kaçırılarak, bu yönden eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi kurulu raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy