(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesince verilen 28.06.2007 tarih ve 2007/256-2007/198 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK'nun 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Koç Allianz A.Ş.nin başlattığı ilamsız takip sonrasında müvekkilinin borçlu olmadığı 13.500 YTL'nı icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını, taşıma işleri organizatörlüğü ve/veya taşıma işleri komisyonculuğu yapan müvekkili şirketin anılan davalının sigortalısına karşı taşıma yükümlülüğü altına girmediğini, konşimentodan da anlaşılacağı üzere taşıyanın CMA CGM The Frenc Line olduğunu, iddia edilen hasarlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, anılan meblağın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan CMA CGM Şirketine İzafeten Şark Eksperes Vapur Acentesi A.Ş. vekili, dava konusu taşıma ile ilgili her türlü davanın görülme yerinin konişmentoya göre Marsilya Mahkemeleri olduğunu savunarak, davanın yetki, husumet ve esas yönünden reddini istemiştir.
Diğer davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan kanıtlar doğrultusunda, konşimentoda, gönderenin Alstom Elektrik Endüstri A.Ş. (Koç Allianz A.Ş'nin sigortalısı) olduğu, konşimentodan kaynaklanan veya konşimento ile ilgili her türlü talep ve ihtilafta Marseılle Mahkemeleri yetkili olacak ve başka mahkemelerin mahkemeleri yetkili olmayacaktır ibaresinin bulunduğu, MÖHUK'nun 31. maddesi de nazara alınarak, tarafların yetkili mahkeme olarak Marseılle Mahkemesini yetkili kıldıkları, konşimentonun yetki şartına dayanan yetki itirazının yerinde olduğu gerekçeleriyle, davanın davalılardan CMA CGM Şirketine İzafeten Şark Eksperes Vapur Acentesi A.Ş. yönünden tefriki ile bu davalı yönünden dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, borçlu olunmadığının tespiti ile istirdat istemlerine ilişkin olup, konişmento, taşıyan veya onu temsilen kaptan (yahut yetkili acenta) tarafından tek taraflı olarak düzenlenen ve yükün taşınmak üzere teslim olunduğu ikrarını (taşındıktan sonra) varma limanında senedin hak sahibi olarak görünen hamiline, senedin iadesi karşılığında aynen teslim edileceği taahhüdünü ihtiva eden kıymetli bir evraktır (Çağa.T-Kender.R; Deniz Ticaret Hukuku II, İstanbul 2001,s.65). Bir yönüyle konişmento yükün, taşıyan tarafından teslim alındığını gösteren belge mahiyetindedir. Diğer açında da, navlun sözleşmesine tabi olmaksızın, yasal hamiline yükün kendisine teslimini isteme hakkını bahşeden senet özelliğindedir.
Somut olayda uyuşmazlık, konişmentodaki yetki şartının davacı yönünden de bağlayıcı olup olmayacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, davalı taşıyan vekilinin, konişmentodaki yetki şartına dayalı yetki itirazı yerinde bulunarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, konişmentodaki yetki şartının konişmentonun taraflarını ve haleflerini bağlayacağı kuşkusuz olup, davacı iş bu davayı, taşıma işleri organizatörlüğü ve /veya komisyonculuğu yaptığını, sigortalıya karşı taşıma yükümlülüğü altına girmediğini, taşımanın tarafı olmadığını, bu nedenle hasardan sorumlu tutulamayacağını, kendisinin sorumlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığı iddialarıyla, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak açmıştır.
Bu durumda, mahkemece, konişmentodaki yetki kaydının, ancak konişmentonun taraflarının ve haleflerinin istem ve uyuşmazlıklarında dikkate alınabileceği, iddianın ileri sürülüş biçimine nazara alınarak, anılan bu kaydın davacıya karşı ileri sürülemeyeceği gözetilmeden, eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.11.2008 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy