(6762 S. K. m. 4, 1097)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 25.04.2007 tarih ve 2006/331-2007/430 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mustafa Şenel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Cezayirde bulunan dava dışı şirkete toplam 32.400 USD değerinde emtia sattığını, alıcı şirketin bakiye 3.000 USD olan borcunu ödemediğini, bu nedenle emtianın alıcıya teslim edilmemesi için davalı taşıyana ihtar çekildiğini, buna rağmen davalı tarafından emtianın dava dışı şirkete teslim edildiğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 3.000 USD karşılığı 4.016,10 YTLnın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin satım sözleşmesinin tarafı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirket ile dava dışı şirket arasında satım sözleşmesi yapıldığı, bu nedenle davalının dava konusu emtiayı varma limanına taşıdığı ve yetkili konşimento hamili olan dava dışı alıcıya teslim ettiği, davacı ile dava dışı alıcı şirket arasındaki borç ilişkisinin davalı taşıyıcının sorumluluğu dışında olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, TTKnun 1097 maddesine göre davacı taşıtanın davalı taşıyan aleyhine açtığı, konişmento aslının ithalatçı firmaya verilmesi iddiasından kaynaklanan alacığın tahsili istemine ilişkindir.
28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 Sayılı Kanun ile 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4.maddesine eklenen fıkra uyarınca iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. değinilen Yasa ile ihdas edilen bu düzenleme doğrultusunda 19.07.2004 tarihli Olurla İstanbulda kurulan Denizcilik İhtisas Mahkemesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile faaliyete geçirilmiş olup, aynı husus 24.03.2005 tarih ve 188 Sayılı Kararla bir kez daha vurgulanmış ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın, Türk Ticaret Kanununun Deniz Ticaretine ilişkin 4. Kitabı kapsamındaki deniz yolu ile taşımaya ilişkin yasal düzenlemelerden kaynaklandığının belirgin olmasına göre, davaya bakmaya, delilleri takdir ve tayin ile hüküm vermeye görevli mahkeme, davada istenen miktara bakılmaksızın anılan uyuşmazlıklara bakmak amacıyla kurulmuş bulunan Denizcilik İhtisas Mahkemesidir.
Mahkemelerin görevi, Kamu Düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekeceğinden, mahkemece görevsizlik kararı verilmek üzere, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2008 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy