(6762 S. K. m. 4, 1061)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6.Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 13.03.2007 tarih ve 2005/1279-2007/215 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı malların Tayvandaki Asustek Computer Inc. şirketinden satın alınarak davalı DHL Dansas Air-Ocean Taşımacılık Ltd. Şti. kontrolünde, Lion Gate Bridge 10 W adlı gemi ile Haydarpaşa Gümrüğüne geldiğini, gemiden indirilen emtiaların 11.08.2004 tarihinde Haydarpaşa Gümrüğü TCDD 3 nolu sundurmasına nakledildiğini, davalı A-C Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti.nin 16.08.2004 tarih ve 26167 nolu irsaliyesi ile sigortalısı şirkete nakledildiğini, yapılan kontrolde iki adet bilgisayarın eksik olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin sigortalısına eksik emtiaların bedelini ödediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 3.792.211.000 TLnin ödeme tarihinden itibaren davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı DHL Dansas Air-Ocean Taşımacılık Ltd. Şti. vekili, taşıyıcı firmanın müvekkili şirket olmadığını, emtianın gemiden ambara nakliye hizmetinin de TCDD Haydarpaşa Liman İşletmesi tarafından verildiğini, müvekkili şirketin mala ilişkin evrakları ithalatçı firmaya ve firmanın tayin ettiği gümrükçüye vermekle yükümlü olduğunu, taşınan malda meydana gelen hasardan dolayı sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı A-C Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirketin dava dışı sigorta şirketinin gümrük işlemlerini yerine getirme ve gümrük müşavirliği yapma işini üstlendiğini, nakliye işi ile iştigal etmeyen müvekkilinin malların taşınması işlemi ile bir ilgisinin olmadığını, emtiadaki hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığının davacı tarafından dahi belirtildiğini, davanın taşıyan konumundaki diğer davalılar ve muhafaza yükümlülüğü bulunan TCDDna karşı açılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TCDD vekili, müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, hasardan taşıyanın mesul olduğunu, emtianın orijinal mührü açılarak 3 nolu ambara geçici olarak boşaltıldığını, 13 palet eşyadan 1 paletin konteynerden hasarlı olarak tahliye edildiğini, tutanak tutulduğunu, konşimentoda da emtiaya ilişkin bir bilgi bulunmadığını, müvekkilinin neyin eksik olduğu konusunda tespit yaptırmasının mümkün olmadığını, hasar bedelinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı A-C Gümrük Müşavirliği Ltd. Ştinin taşıyıcı olmadığı, gümrük müşavirliği hizmeti verdiği, TCDDnın taşıyıcı sıfatı bulunmadığı, hakkında kusur ve hasar tespiti yapılmadığı, taşımanın deniz yolu ile Danmar Lines C/O Danmarlinde Ocean Services Ltd. Şti. tarafından yapıldığı ve acente sıfatı ile zabıt varakasının imzalandığı, şirketin donatanın acentesi olduğu, TTK gereğince donatanın acentesine 3 günlük süre içersinde ihbar yapılmadığı, bu nedenle dava konusu hasardan DHL şirketinin de sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTKnun 1061 vd. maddelerine dayalı olarak ikame edilmiş olup denizyolu ile taşıma esnasında ziyaa uğrayan emtia nedeniyle açılmış bir rücuen tazminat davasıdır.
1- 28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 Sayılı Kanun ile 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine eklenen fıkra uyarınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulacağı, bu mahkemelerin yargı çevresinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirleneceği öngörülmüştür. Değinilen yasal düzenleme ile ihdas edilen ve 19.07.2004 tarihli Olurla İstanbulda kurulan Denizcilik İhtisas Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile faaliyete geçirilmiş olup, aynı husus 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararla bir kez daha vurgulanmış ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın, Türk Ticaret Kanununun Deniz Ticaretine ilişkin Dördüncü Kitabı kapsamındaki deniz yolu ile taşımaya ilişkin yasal düzenlemelerden kaynaklandığının belirgin olmasına göre, davaya bakmaya, delilleri takdir ve tayin ile hüküm vermeye görevli mahkeme, davada istenen miktara bakılmaksızın anılan uyuşmazlıkları görmekle görevli Denizcilik İhtisas Mahkemesidir.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekeceğinden, mahkemece görevsizlik kararı verilmek üzere, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2009 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy