(6762 S. K. m. 20) (818 S. K. m. 44, 249, 350)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.03.2007 tarih ve 2004/605-2007/159 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.06.2009 gününde davacı avukatı N. İ. ile davalı avukatı E. H. gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında muhtelif tarihlerde akdedilmiş sözleşmeler ile mülkiyeti davalıya ait 2 adet şişeleme tesisi, yıkama ünitesi ve müştemilatının kiralandığını, kira sözleşmesinin amacının Menderes Şaşal köyündeki mülkiyeti davalıya ve müvekkiline ait tesislerdeki kaynak suyunun işletilmesi olduğunu, işletme ruhsatının müvekkiline devredilmesi için müvekkilince defalarca yapılan talebin sonuçsuz kaldığını, davalı tarafından işletme ruhsatının PINAR SU adına devredilmemesi üzerine 12.06.2002 tarihinde Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 9570 sayılı bildirisi ile 81 İl Valiliğine Ruhsat Alınıncaya Kadar Pınar Suyun Satışının durdurulmasının duyurulduğunu, bildiriden sonra Türkiye genelinde bir çok ilde Pınar sularının şişeleri ile birlikte imha edildiğini, davalı idarenin kira sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirmeyerek davacının zararına neden olduğunu, ayrıca Pınar Su ürünlerinin toplatılması ile Pınar markasının imaj kaybına uğradığını, tüm basında Pınar Su ruhsatsız olduğu için toplatıldı şeklinde yayınlanan haberler ile Pınar markasına güveni sarstığını iddia ederek, ıslah dilekçesi ile birlikte şimdilik 418.314,05 YTL. maddi, 200.000 YTL manevi tazminatın satışın durdurulduğu 12.06.2002 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kira alacağının tahsili amacıyla müvekkili tarafından açılan itirazın iptali davasında Pınar Su San. Tic. A.Ş. tarafından, takas talebinde bulunulduğunu, bu durumda aynı konuda taraflar arasında derdest dava olduğunu, davanın Sağlık Bakanlığı aleyhine açılması gerektiğinden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin akitten doğan bir yükümlülüğü olmamasına rağmen her türlü başvuruyu davacı şirket lehine gerçekleştirdiğini, ancak yapılan başvurulara henüz bir sonuç alınamadığınım, İl Sağlık Müdürlüğü'nün 18.05.2001 tarihli 20629 sayılı faaliyetin durdurulacağı ve mevcut ruhsatın iptali yoluna gidileceği yolundaki yazılarına karşı idari dava açmayan davacının kusurlu olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, ruhsat değişikliğinin gerçekleştiği bir esnada kira ve su satış bedellerini müvekkili idareye yatırmayan ve mütemerrit olan davacının 21.04.2002 tarihinden itibaren yenilenmesi gereken sözleşmeyi imzalamadığını, 27.03.2004 tarihli ihaleyi de kazanamadığını, istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı tarafın zamanaşımı definin yerinde olmadığı, davalı idarenin Menderes ilçesindeki şaşal kaynak suyunun 12.09.1983 tarihinden itibaren ruhsat sahibi olduğu, bu ruhsatta davalı idarenin işletmeci olarak göründüğü, ancak davalının kendisi işlemeyip 1984 yılından itibaren davacıya kiraladığı, 21.04.2002 tarihinden sonra ise taraflar arasında yapılmış bir kira sözleşmesi bulunmadığı, ancak hukuki ilişkinin kira ilişkisi olduğu ve taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlığın 12.06.2002 tarihinden itibaren doğduğu, işletme ruhsatı sahibi olan davalının 1987 tarihli Yönetmelik gereği işletme ruhsatını fiili işletmeciye devretmesi zorunlu olmasına ve davacı tarafın sözleşme yapılırken bunu talep etmesine rağmen bunu yapmadan kira sözleşmesi yaptığı, davacının kira süresi boyunca kaynaktan aldığı suyu şişeleyip sattığı, ancak 12.06.2002 tarihli Sağlık Bakanlığı Temel Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün 9570 sayılı bildirisi nedeniyle Pınar Su satışının durdurulduğu, davacı zararının 418.314,05 YTL olduğu, ruhsat devrini gerçekleştirmeyen davalının kusurlu olduğu, 1999 yılından itibaren işletme ruhsatı kendisine devredilmeyen davacının da sözleşme yapmaya devam edip, BK'nun 249 ve 350. maddeleri gereğince davacının ücrette indirim ya da sözleşmeyi fesih hakkı varken bunları kullanmayarak zararın doğmasına ya da artmasına yol açtığı, bu nedenle davacının BK'nun 44. maddesi gereğince tazminatın % 25 oranında indirilmesinin hakkaniyete uygun olacağı, olayın medya tarafından kamuoyuna yanlış aksettirilmesiyle davalının sorumlu tutulması arasında uygun illiyet bağı bulunmadığından manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle, 313.735,53 YTL maddi tazminatın hüküm fıkrasında yazılı tarihlerden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki kira sözleşmesi gereği davalı tarafından davacıya devredilmesi gereken işletme ruhsatının devredilmemesi nedeniyle Sağlık Bakanlığı tarafından alınan karar gereği davacı tarafından üretilen ve satışa sunulan suların toplatılarak imha edildiği iddiasıyla, uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı vekili 09.09.2004 tarihli cevap dilekçesinde, İZSU Genel Müdürlüğü'nün 15.04.1999 tarih ve 06/126 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile Havza Yıkım Yönetmeliği'nin 7/f maddesinde; kısa mesafeli Tahtalı Barajı koruma alanı içinde bulunan ve İZSU tarafından kaldırılacak yapılar arasında bulunan Pınar Su A.Ş.'ne ait su şişeleme tesisinin yıkımının yapılmasına karar verildiğini, Pınar Su A.Ş. tarafından açılan idari davanın da reddedildiğini, hakkında yıkım kararı verilen tesislerde yargı kararı doğrultusunda davacının faaliyette bulunamayacağını savunmuş olup, mahkemece davalı tarafın bu savunması üzerinde bir değerlendirme yapılmamıştır.
Davalı vekili tarafından sunulan İZSU Genel Müdürlüğü'nün 15.04.1999 tarih ve 06/126 sayılı kararında, baraj rezervuarının su tutulacak düzeye geldiği anda sökülmesi ve arazinin eski duruma getirilmesi koşulu olması nedeniyle 1996 yılı sonuna kadar tesisin kaldırılması ve eski konuma getirilmesinin 21.10.1996 tarihinde Pınar Su A.Ş.'ne tebliğ edildiği, Pınar Su A.Ş. tarafından İzmir 1.İdare Mahkemesi'nde 1996/1937 E. numarası ile açtığı davanın 17.12.1997 tarihinde 1997/1101 K. sayısı ile reddedildiği gerekçesiyle, Havza Yıkım Yönetmeliği'nin 7/f maddesi gereğince kısa mesafeli koruma alanı içinde kalan ve İZSU tarafından kaldırılacak yapılar arasında bulunan Pınar Su A.Ş.'ne ait su şişeleme tesisinin yıkıma karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı anonim şirket tacir olup, TTK'nun 20/2. maddesi gereğince bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır. İdare Mahkemesinde açılan davanın tarafı olan davacı Pınar A.Ş.'nin, dava konusu taşınmazı işletme imkanı olup olmadığını da bilebilecek durumdadır. Davalı İdare tarafından, dava konusu tesisin işletme ruhsatı alınabileceği şeklinde davacı tarafta kanaat oluşturulmaya çalışılmış olsa bile, açılan idari dava sonrası verilen karar karşısında işletme ruhsatı alma imkanı bulunmayan ve yıkımına karar verilen tesiste faaliyette bulunmaya devam eden davacının Sağlık Bakanlığı'nın sonraki tarihli kararı ile zarara uğradığını iddia etme ve bunu da davalıdan talep etme imkanı bulunmamaktadır.
Mahkemece, İZSU Genel Müdürlüğü'nün 15.04.1999 tarih ve 06/126 sayılı kararı ile yıkıma karar verilen tesiste faaliyette bulunan davacının tazminat isteme hakkı bulunmadığı yönündeki davalı savunması ve idari dava dosyası da dahil tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekirken, bu konuda olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre ise; Sağlık Bakanlığı'nın kararı gereği toplatılmasına karar verilen suların davacı tarafından kendi bünyesinde değerlendirildiği, bilirkişi raporunda yapılan zarar hesabının hatalı olup, şirket kayıtlarının incelenmesi gerektiği yönündeki davalı tarafın ciddi itirazlarının cevaplandırılmaması da doğru değildir.
Öte yandan, mahkemece taraflar arasındaki kira sözleşmesine aykırılık nedeniyle davacının uğradığı zararın tazminine karar verilmesine, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden davalı tarafın ıslah tarihinden önce temerrüde düşürülmemiş bulunması karşısında, ıslah dilekçesi ile istenen kısma ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, bu miktara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyizine gelince; Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 625,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 04.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy