(1086 S. K. m. 283, 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.06.2007 tarih ve 2006/609-2007/357 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.07.2009 gününde davacı Avukatı Cemal Vatansever ile davalı Avukatı Burcu Polat gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Döndü Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında 1995 yılından beri süregelen iş ortaklığı gereğince müvekkilinin davalıya gümrük komisyonculuğu hizmeti vermekte iken 28.05.2001 tarihli davalı faksı ile hiçbir neden gösterilmeden iş ortaklığının davalı yanca feshedildiğini, bu yüzden Haziran 2001 ile Aralık 2001 arası 7 aylık dönem için 156.734.000.000.-TL kazanç kabına uğradıkları gibi, salt bu ilişki nedeniyle personel istihdamına bağlı olarak çıkarılacak personel için prim, kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek zorunda kalınacağını ve bunun mali tutarının da 40.066.333.000.-TL olduğu, ayrıca sözleşmenin yürütüm amacıyla alınan araç, demirbaşların atıl kalması sonucu 14.121.307.800.-TL zararları olduğunu, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle gümrük idaresi ve gümrük camiasında müvekkili aleyhine bir kısım tereddütlerin doğduğunu, bu şekilde manevi olarak da zarara uğradıklarını ileri sürerek, şimdilik 210.921.640.800.-TL maddi 200.000.000.000.-TL manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, yanlar arasındaki sözleşmenin 1er yıllık olduğunu ve 2000 yılı sonunda biten sözleşmenin 2001 yılı için uzatılmadığını, 2000 yılında yurt dışından gelen malların fiktif antrepoya alındığını ve ithalat işleminin 2001 yılında davalı yanca yapılmadığını, 28.05.2001 tarihli ihtar ile de iş ortaklığının 01.06.2001 tarihinde sona erdirildiği, ithalatı tamamlanmamış dosyalara ilişkin evrakların istendiğini, ancak davacının bu isteme uymaması üzerine vekaletten azledildiğini, davacının 2001 yılına ilişkin bir sözleşmesi olmadığı gibi bir hizmette vermediğini, sözleşme gereğine ücretin tamamlanan ithalat için ödendiğini, ithal malın fiktif depoya alınmasının ithalat işleminden ayrı bir işlem olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın davalıya 1995 yılından beri gümrük hizmetleri sunduğu, sözleşmenin 1er yıl sürelerle uzatıldığı 2000 yılından sonra herhangi bir sözleşme imzalanmamakla birlikte davalının davacı şirketi 08.01.2001 tarihli vekaletname ile gümrük işlemleri için yetkili kıldığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu surette devam ettiği, daha sonra davalının 28.05.2001 tarihli faks mesajı ile sözleşmeyi sonlandırdığı, bu fesih iradesinin haksız olduğu ve davacının yıl sonuna kadar geçecek süre için yoksun kaldığı karı talep edebileceği, tazminat tutarının ise taraflar arasındaki ticari ve hukuki ilişkiye göre 30.07.2004 tarihli bilirkişi raporunda belirlendiği gibi,46.983.447.420.-TL olduğu, bunun dışındaki yapılan masrafların salt davalı şirkete verilen hizmete ilişkin olarak yapıldığının kanıtlanamadığı, davalının temerrüdüne ilişkin ihtarnamenin tebliğ şerhinin sunulamaması ve davalının 06.06.2001 tarihinde ihtara cevap verdiği gözetilerek bu tarihte temerrüdün gerçekleştiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın tarafların vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.06.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak, davanın kısmen kabulü ile 27.187,47 YTL.sının 6.6.2001 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında 1995 yılından beri süregelen iş ortaklığı gereğince davacının, davalıya verdiği gümrük komisyonculuğu hizmetinin 28.05.2001 tarihli davalı faksı ile hiçbir neden gösterilmeden feshedilmesi ve bu yüzden Haziran 2001 ile Aralık 2001 arası 7 aylık dönem için uğranılan kazanç kaybı, salt bu ilişki nedeniyle personel istihdamına bağlı olarak çıkarılacak personel için ödenecek prim, kıdem ve ihbar tazminatı, ayrıca sözleşmenin yürütüm amacıyla alınan araç, demirbaşların atıl kalması sonucu uğranılan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 2005/4438-2006/6985 sayılı kararının ikinci bendinde, davacı ile sözleşmesini fesheden davalı, gümrük işlemlerini dava dışı başka bir firmaya yaptırmış ve anılan firmaya komisyon ücreti ödemiş bulunmaktadır. Her ne kadar dava dışı firmaya yaptırılan iş karşılığında ödediği tutar davacı açısından tazminat hesabına esas alınacak bir kriter olamaz ise de, 7 aylık dönem içinde fiilen gerçekleştirdiği ithalat ve ihracat rakamları üzerinden tazminat hesabının yapılması yerine farazi rakamlardan hareketle sonuca ulaşılması doğru görülmemiştir. O halde, mahkemece davalının 2001 yılının son 7 ayında fiilen gerçekleştirdiği ithalat ve ihracat üzerinden tarafların 2001 yılı ile 5 aylık sürede uyguladıkları komisyon oranı üzerinden davacının talep edebileceği tazminatın belirlenmesi, bu belirleme yapılır iken de varsa davacının sözleşme kapsamında davalıdan talep edebileceği masraflar dışında kalan ve işyerinin davalı ile ilgili mutad giderlerinin düşülmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle farazi rakamlardan hareketle ve hizmet satımında maliyetin % 70 oranında olduğunun kabulü ile % 30 kar mahrumiyetine hükmedilmesi doğru görülmediği belirtilerek karar davacı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmak suretiyle 27.04.2007 tarihli bilirkişi raporu alınmış ise de, alınan rapor bozma kararında belirtilen ilke ve yapılması istenilen inceleme yönünden karar vermeye ve denetimine elverişli değildir. HUMKnun 283 ncü maddesi gereğince mahkemece, bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, bilirkişiden izahat ve açıklama için yeni ek rapor isteyebileceği gibi, 284 ncü madde gereğince de, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alınabilir. Davaya ilişkin olarak bilirkişi raporu alınmış, davacı vekili bu rapora 22.5.2007 tarihli dilekçesi ile itiraz etmiştir. Ancak mahkemece, davacı vekilinin cevaplanılması gereken ciddi itirazları üzerinde durulmadan, bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, davacı tarafın iddialarının tek tek incelenmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, 625,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy