(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 14.12.2006 tarih ve 2006/107 - 2006/2024 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı tarafından kasko sigorta poliçesiyle sigortalı aracının teminat kapsamında hasarlanmasına rağmen sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 1.587,10 YTL'nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın bir kaza ile meydana gelmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının meydana gelen hasarın teminat dışı bir nedenle oluştuğunu kanıtlayamadığı, zararın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.587,10 YTL'nın tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davanın dayanağını oluşturan poliçede Akbank Küçükesat Şubesi dain ve mürtehin olarak belirtilmiştir. Bu durumda anılan Bankanın araç üzerinde rehin hakkı bulunduğundan sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur. O halde, asıl dava ve talep hakkına sahip dava dışı Bankadan açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usuli işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, davacının aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gereken bu eksiklik tamamlanmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy