(1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.11.2006 tarih ve 2006/275-2006/278 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili banka tarafından davalı şirkete nakdi kredi kullandırıldığını, ancak davalı tarafından banka alacağının süresinde ödenmediğini, alacağın muaccel olduğunu ve borçlunun mal varlıklarını eksiltmesinin kuvvetle muhtemel bulunduğunu, müvekkili banka lehine verilen ipoteğin taşınmazı bütünleyici parçaları, eklentileri ve teferruatı ile birlikte yükümlü kıldığını, mahkeme kararı ile tespiti yapılarak davalı şirket yetkilisine teslim edilen makine ve teferruatının müvekkili bankaya verilen ipotek kapsamında olduğunun tespitinin gerektiğini ileri sürerek, davalı şirket yetkilisine teslim edilen makine ve teferruatının müvekkili bankaya verilen ipotek kapsamında olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece; toplanan delillere, bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, ipoteğin taşınmazın bütünleyici parçalarını, makine, eşya vs. gibi eklentilerini, hukuki semerelerini, taşınmaz yerine geçen değerleri de kapsadığının kanun hükmü gereği olduğu sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı lehine verilen ipoteğin kapsamının tespiti istemine ilişkindir. Davalı şirkete dava dilekçesi ve duruşma gününü içeren davetiyenin davalı şirketin adresten ayrılması sebebiyle tebliğ edilemediği anlaşılmıştır. Davalı şirkete usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmamasına rağmen mahkemece bu eksiklik giderilmeden davalı tarafın yokluğunda yargılamaya devam olunarak hüküm tesis edilmiştir.
H.U.M.K.nun 73. maddesinde kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremeyeceği belirtilmiştir. Buna göre mahkemece öncelikle davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun olarak tebliğinin sağlanması suretiyle davada taraf teşkilinin tamamlanması, bu husus yerine getirildikten sonra davanın esasına geçilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken, anılan madde hükmü göz önüne alınmadan yargılamaya davalının yokluğunda devam edilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu sebeple bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin uyuşmazlığın esasına ilişkin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 02.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy