(6100 S. K. m. 275) (2918 S. K. m. 108)
Dava: Dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracı kullanırken lastiğin patlaması sonucu meydana gelen ek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, bu nedenle müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldıklarını ileri sürerek, şimdilik 7.000 YTL maddi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekil, sürücünün kendi kusuruna dayalı olarak tazminat istenmesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisinin tek taraflı olarak kendi kusuru ile kaza yapması sonucu vefat ettiği, davacıların da sürücünün halefi olarak bu durumdan yararlanmalarını mümkün bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararını gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usu ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, destekten yoksun kalma tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Davacıların murisinin kullandığı aracın lastiğinin patlaması sonucu kazanın meydana geldiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu değildir. Uyuşmazlık, meydana gelen kazada davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2918 sayılı KTKnın 108. maddesinde, davalı Garanti Sigortası Hesabına hangi durumlarda başvurulacağı düzenlenmiş olup, esas itibariyle davalının sorumluluğunun, işletenin sorumlu tutulabileceği haller ile sınırlı olduğu da öngörülmüştür.
Her ne kadar mahkemece, davacıların murisinin kazada tam kusurlu olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kazanın lastik patlaması sonucu meydana geldiği olgusu karşısında, bu hususun işletenin sorumluluğunu gerektiren bakım kusuru olup olmadığı ve buna göre kazada sürücü veya işletene atfedilecek bir kusurunun bulunup bulunmadığının tesbiti gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, HUMK 275 ve devamı maddeleri gereğince seçilerek uzman bilirkişi aracılığıyla lastik patlaması sonucu meydana gelen kazada, sürücü veya işleten atfedilecek kusurun bulunup bulunmadığı, var ise oranı tesbit edilerek, davalını işletenin sorumlu olduğu miktar kadar davacıların uğradıkları zarardan sorumlu olduğu göz önüne alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususta hiçbir araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile kararın, davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy