(5464 S. K. m. 17, 19, 21) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19/09/2006 tarih ve 2005/255-2006/244 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında üye işyeri sözleşmesi akdedildiğini, 10.02.2005 tarihinde alışveriş yapan dava dışı M. Y.'ın 700 YTL, K. C.'in 2.500 YTL. harcama yaptıklarını, bu miktarın davalıya ait hesaba intikal ettirildiğini, ancak davalının müvekkilinin başvurusuna rağmen ödeme yapmadığını ileri sürerek, toplam 3.200 YTL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının yurtdışı bankaya ait sahte kartlarla yapılan alışverişe kötü niyetli olarak onay verdiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığını, bu nedenle satış bedelinin bloke edildiğini, davacının slip belgesini dikkatli şekilde inceleyerek kartın sahte olduğunu anlayabilecekken gerekli ihtimam ve özeni göstermeyerek zararın doğmasına neden olduğunu, banka tarafından verilen ret cevabına rağmen ısrarla işlem yapmaya devam ettiğini, kredi kartlarının sahibi yurtdışı banka ile yapılan yazışmada kartın sahte olduğunun bildirildiğini ve yazışma sürecinin devam ettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kullanılan kartın sahte olduğunun yurtdışı banka yazısından anlaşıldığı bu sebeple bankanın üye işyerine ödeme yapmamasının sözleşme hükmüne uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, banka hesabında bloke edilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında üye iş yeri sözleşmesi bulunduğu, davacının, davalının vermiş olduğu POS cihazıyla 10.02.2005 tarihinde satış yaptığı, toplam 3200.-YTL satış bedelinin hesaba geçmesine rağmen işlemin çalıntı kredi kartıyla yapıldığı ihbarı sonucu davalı tarafından bloke konulmasıyla bu paranın ödenmediği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir.
Somut olayda kredi kartı hamilinin kimliğini yeterli şekilde kontrol etmeyen ve slip bölme suretiyle işlem yapan davacının taraflar arasındaki akde aykırı davrandığı sabit olup, kredi kartı üreticisinin çalıntı kart ihbarı üzerine davalının hesaba geçen para üzerine bloke kaydı koyması esasen sözleşmeye uygundur. Ancak, davalının bu işlem dolayısıyla gerçekten zarara uğrayıp uğramadığı, işlemde davalının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Her ne kadar yurt dışı bankası tarafından kartın asıl hamili tarafından kullanılmadığı açıklanmış ise de bu ibrazın usulün uygun olup olmadığı, davalının geri ödeme yapıp yapmadığı net olarak ortaya konulmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davalı bankaya usulsüz satış işlemleri için bloke koyma hakkı tanınmış ancak bu sürenin ne kadar olacağı belirtilmemiş olduğundan, mahkemece bu tür uyuşmazlıklarda uygulanabilecek makul chargeback süresinin ne kadar olduğu konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınacak bilirkişi raporu ile tespit edilip, bu sürenin dava tarihi itibarıyla dolup dolmadığı belirlenmeden ve chargeback işleminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği de araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru değildir.
O halde, davalının bloke koyduğu paranın iadesi zorunluluğunun doğup doğmadığı, ödeme yapıp yapmadığının öncelikle tam olarak tespit edilmesi, sahte kredi kartıyla satış işleminin nasıl gerçekleştirildiği veya gerçekleştirilmiş olabileceği, bu özellikteki kredi kartlarına POS cihazının onay vermesini engelleyici teknik bir takım önlemler alınması da dahil uluslararası kredi kartı uygulamasının ulaştığı aşama itibariyle davalının alabileceği tedbirler olup olmadığı, kusurunun bulunup bulunmadığı, davalının yapılan işlem nedeniyle gerçekten bir zararının doğup doğmadığı açıklığa kavuşturulmadan, ve eksik inceleme ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy