(6762 S. K. m. 975, 1066)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesince verilen 17/04/2007 tarih ve 2006/240-2007/117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan dava konusu meblağ 11.830.00 YTL.nin altında bulunduğundan HUMK.nun 3156 sayılı Kanun'la değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili nezdinde taşıma sigorta poliçesi ile sigortalı rulo kağıt emtiasının alıcı tarafından ithali nedeniyle İtalya'dan Mersin'e davalı gemi donatanı şirket tarafından taşınması sonrası yapılan boşaltma sırasında hasarlandığını, müvekkilince sigortalısına 1.715.000.000 TL ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, boşaltmadan müvekkilinin sorumlu olmadığını, hasar ihbarının yapılmadığını, zarar miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi kurul raporuna göre, hasar tutanağında taşıyan temsilcisinin imzasının bulunduğu, boşaltmanın davalıya ait olmadığının kanıtlanamadığı, ödenen meblağın hasarın karşılığı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan sonraki bilirkişi kurulu raporunda, hasarın boşaltma sırasında oluştuğu, konişmentoda "FİOS" şartına yer verilmediği, buna göre boşaltma işleminin davalı taşıyanın sorumluluğu altında gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, navlun sözleşmesinde "fios" şartına yer verildiği, ancak, gemi adının bu sözleşmede yer almadığı, davalının gerçekleştirdiği taşımanın dosyaya ibraz edilen navlun sözleşmesinin esaslarına tabi tutulduğunu ortaya koymasının gerekli olduğu, bu durumu davalının kanıtlaması lazım geldiği, tahliye işleminin alıcı adına yapıldığının belirlenemediği, hasar tutanağında, taşıyanın temsilcisi olarak "acente veya kaptan" bölümünde imza bulunduğu, buna göre taşıyanın zarardan haberdar olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı vekili, rapora itiraz dilekçesinde taşıma ile ilgili tüm belgelerin tercümelerini sunmuş olup, hasar tutanağında imzanın taşıyanın temsilcisine ait olmadığını, hazırlık mektubu ve olaylar çizelgesinde gemi mührü ve kaptanın imzasının bulunduğunu, bu imza ile hasar tutanağındaki imzanın birbirine benzemediğinin çıplak gözle dahi görülebildiğini ve mühür yer almadığını, bu durumda taşıyan lehine karine oluştuğunu, bunun aksini kanıt yükünün, TTK'nun 1066/3 ncü maddesi uyarınca davacıya düştüğünü, taşıma ile ilgili belgelerde fios kaydının ve gemi adının yer aldığını, bu belgelere davacının itiraz etmediğini, taşımanın Fıxture Recap yani bağlantı özeti olarak yapıldığını, ekspertiz raporunda toplam rakama yapılan % 10 ilavenin bilirkişi raporunda gerekçesi açıklanmadan benimsendiğini, bu ilave miktara da itiraz ettiklerini bildirmiştir.
İlk bilirkişi kurulu raporunda, usulüne uygun hasar ihbarında bulunulmadığı, konişmentoda fios kaydı bulunmaması nedeniyle boşaltma zararından taşıyan davalının sorumlu olduğu yolundaki karinenin aksini, raporun III-3.d bölümünde açıklandığı şekilde davalının kanıtlayabileceği görüşü bildirilmiştir. Şayet satım sözleşmesinde boşaltmanın alıcı-sigorta ettirene ait ve boşaltmadan sorumlu olduğuna yönelik bir hükmün varlığını ve fiilen de boşaltmayı yapan forkliftin alıcı-gönderilen adına boşaltma yaptığını davalının kanıtlaması halinde sorumluluktan kurtulması mümkündür. Forkliftin davalı taşıyana ait olup olmadığı, boşaltmanın davalı adına yapılıp yapılmadığı, liman nizamları ve yerel uygulama gereğince boşaltma borcunun kime ait olduğu üzerinde durulmalı, bu şekilde davalıya karinenin aksini kanıtlama olanağı verilmelidir. Boşaltmanın ancak fiilen fios koşuluna uygun yapılması halinde davalı aleyhine karine oluşacağı da gözden kaçırılmamalıdır.
Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da şudur: Fios şartı, kaptanın, boşaltma teçhizatının iyi halde bulunmasını sağlamak ve boşaltmanın denizcilik usullerine uygun surette yapılmasını gözetmek yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. TTK'nun 975 nci maddesi uyarınca taşıyanın boşaltmaya nezaret görevi nedeniyle ilke olarak müterafik kusuru da gözden kaçırılmamalıdır. (Çağa/Kender, Deniz Ticaret Hukuku II, 6. Baskı, 2001, Sh. 135,136)
Bu durumda, mahkemece, bu açıklamalar çerçevesinde davalı yanın rapora itirazı üzerinde yeterince durularak raporlar arasındaki kısmi çelişkinin de giderilmesi suretiyle yeni bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2008 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy