(1086 S. K. m. 440, 442) (818 S. K. m. 106) (5846 S. K. m. 58, 80, Ek m. 3) (Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.10.2006 gün ve 2004/729-2006/250 sayılı karan onayan Daire'nin 03.06.2008 gün ve 2007/113-2008/7261 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 09.04.1992 tarihli sözleşme akdedildiğini, davalının 28.04.2004 tarihli bir ihtarname göndererek, sözleşmenin 2. maddesine dayanılarak müvekkilinden LAL adlı albümün 300.000 adedi aşan her bir kaset satışı için satış fiyatının % 10'u kadar telif ücretinin faiziyle birlikte ödenmesini talep ettiğini, bilahare davalının 05.08.2004 tarihli ihtarnamesiyle ilk ihtarnamede bahsi geçen edimin yerine getirilmediğinden bahisle sözleşmeyi feshettiğini, davalı ihtarnameleri ileri sürülen iddia ve somut olayın özellikleri göz önüne alındığında açıklanan iradenin FSEKnun 58. maddesinde düzenlenen cayma hakkı olduğu, maddede yazılı koşulların gerçekleşmediği ve davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek caymaya itiraz taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, FSEKnun 58. maddesinde düzenlenen cayma hakkının sadece eser sahipleri için öngörülmüş bir hak olup icracı sanatçı olan davalı tarafından gönderilen fesih bildiriminin FSEKnun 58. maddesi anlamda cayma hakkının kullanılması olarak kabul edilemeyeceğinden açılan davanın caymaya itiraz olarak nitelendirilemeyeceği, öte yandan davacı şirketi albüm yapma sözleşmesine aykırı olarak davalı sanatçıya ödemesi gereken telif ücretini ödememesi nedeniyle sözleşmeyi davalı tarafça feshinin de hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme talep etmiştir.
5846 sayılı FSEKnun ek 3. maddesi uyarınca yayımlanan Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği'nin 23. maddesine göre, komşu hak sahiplerinin haklarının devir ve intikali 5846 sayılı Yasa ile genel hükümler çerçevesinde yürütülür. Her ne kadar 5846 sayılı FSEKnun 58. maddesinde cayma hakkının sadece eser sahibi tarafından kullanılması hali düzenlenmiş ise de, anılan kanunun 80. maddesini değiştiren 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Yasa ve 21.02.2001 tarih ve 4630 sayılı Yasa ile eser sahibinin hakları ile bağlantılı hak sahiplerinin de eser sahibi gibi tecavüzün ref'i, men'i ve tazminat davası haklarından faydalanacakları hüküm altına alınmak suretiyle bağlantılı hak sahipleri de eser sahibi gibi koruma altına alınarak inhisari yasaklayıcı haklar tanındığına göre, FSEKnun 58. maddesinin kıyasen eser sahibi ile bağlantılı haklara da uygulanması gerekir.
Ancak, FSEKnun 58. maddesinde düzenlenen cayma hakkı, eser sahibinden (somut uyuşmazlıkta icracı sanatçıdan) hak veya ruhsat iktisap eden kişinin bu hak veya ruhsattan gereği gibi yararlanamayarak menfaatlerinin ihlali halinde Kullanılabilen özel bir fesih halidir. Cayma hakkı özel bir fesih ve bazı durumlarda dönme hakkı olduğu için, diğer ihlallerde ve borçlunun temerrüdünde BKnun 106. maddesinde öngörülen feshe engel olmaz. Dolayısıyla cayma BKnun fesih ve dönmeye ilişkin hükümlerini bertaraf etmiş değildir. (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuk, Dördüncü Bası, s.223-224)
Dava konusu uyuşmazlıkta, taraflar arasındaki 09.04.1992 tarihli albüm yapma sözleşmesi gereği 1994 tarihinde davalı icracı sanatçı tarafından icra edilen ve davacı tarafından da tespiti yapılarak piyasaya arz edilen musiki eserlerinin bulunduğu LAL adlı albümün satışlarının 300.000 adedi aşması halinde; aşan her bir kaset için KDV hariç toptan satış fiyatının % 10'unun okuma suretiyle davacı şirketçe davalı sanatçıya ödeneceği ve pursantaj ödemelerinin her aybaşı hesap görülmek suretiyle yapılacağı sözleşmede kararlaştırılmıştır. Davalı tarafça davacıya gönderilen 28.04.2004 tarihli ihtarname ile anılan sözleşmedeki 300.000 adedi aşan albüm satışlarından kaynaklanan ek telif ücretinin ödenmesi istenmiş ve 05.08.2004 tarihli ihtarname ile de davacıya tanınan süre içerisinde söz konusu ödemelerin yapılmadığından bahisle sözleşmenin feshedildiği davacıya bildirilmiştir. Sözleşmenin yürürlüğünden sonraki bir tarihte açıklanan fesih iradesi bildiriminin, yukarıda izah edildiği şekilde FSEKnun 58 maddesi anlamında cayma hakkının kullanılmasına ilişkin özel ihlal hallerinden biri olarak kabulü mümkün olamayacağından uyuşmazlığın BK hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Bu bakımdan, icracı sanatçının FSEKnun 58. maddesi uyarınca cayma hakkı kullanamayacağına ilişkin mahkeme kararındaki gerekçe yerinde değil ise de, neticeten uyuşmazlığın BK. hükümleri çerçevesinde çözümü yoluna gidildiğinden mahkemece varılan sonuç itibariyle bu yön bozma nedeni sayılmayarak karar gerekçesindeki değerlendirme yanlışlığına işaret edilmekle yetinilmiştir.
Öte yandan, yukarıda da açıklandığı üzere koşulların varlığı halinde taraflar arasındaki sözleşmenin BKnun 106. maddesine dayalı olarak feshi mümkündür. Davalı tarafça gönderilen ihtarnameler ile fesih iradesinin ulaşmasından sonra davacı tarafından keşide edilen 23.08.2004 tarihli cevabi ihtarnamede, anılan sözleşme hükmü gereği 1999, 2000, 2002, 2003 ve 2004 yılları için davalıya ödenmesi gereken 2.904.180 TL ek telif ücreti alacağı bulunduğu belirtilmiştir. Böylece, gerçek miktarı eldeki davanın konusu olmayan ancak, sözleşme ile hesaplanma şekli de kararlaştırılmış olan ek telif ücreti alacağının varlığı davacı tarafça da kabul edildiği halde, ihtarname ile indisine tanınan sürede Ödenmemek ya da tevdi mahalli tayin ettirilmemek suretiyle davacının temerrüdü gerçekleşmiştir. Bu durumda da, BKnun 106. maddesine dayalı olarak sözleşmenin davalı tarafça feshinin hukuka uygun görülmesine ve Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMKnun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMKnun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 28.90 YTL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMKnun 442/3. madde hükmü uyarınca, takdiren 170.00 YTL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 24.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy