(6762 S. K. m. 329, 336, 405) (1086 S. K. m. 17, 45) (818 S. K. m. 31)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.04.2008 tarih ve 2007/249 - 2008/134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.06.2010 gününde davacı avukatı A. Ç. gelip, davalılar avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, Kombassan Grubu tarafından yurt dışındaki Türk vatandaşlarından yüksek faiz verileceği, paraların istendiği zaman iade edileceği vaatleriyle para toplandığını, para tahsili için verilen makbuzlar geri alınarak yerine 06.03.2000 tarihli Ortaklık ve Hisse Senedi Takip Formu ibaresi bulunan belge verildiğini, belgede kimin imzası olduğunun belli olmadığını, şirket kaşesi bulunmadığını, gerçekte müvekkilinin ortak olmadığını, belgenin makbuz niteliğinde olduğunu, hisse senedi verilmediğini, hisse devri yapılmadığını, Bankalar Kanunu, TTK, SPK ve BK hükümlerine aykırı para toplandığını, hisse senetlerinin izinsiz halka arzedildiğini, SPKna muhalefet, nitelikli dolandırıcılık, izinsiz halka arz, kanuna aykırı aracılık faaliyeti suçlarından ceza davası açıldığını, davalılardan H.'in TTK'nun 336/3 ve 5. bent hükümleri uyarınca zarardan sorumlu olduğunu, her iki davalı şirketin de sorumluluğu bulunduğunu, dolandırıcılık suretiyle alınan paranın iadesi gerektiğini ileri sürerek, müvekkiline geçerli bir hisse senedi devri yapılamayacağının ve ortaklığının bulunmadığının tespitini, anılan belge ile tahsil edilen 34.430 DM karşılığı 30.074,30 YTL'nin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalılardan K. İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A. Şnin sicil adresinin Konya olduğunu, davacının bu şirketin ortağı olduğunu, HUMKnun 17. maddesi uyarınca davanın Konya Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini savunmuş, TTK'nun 329. ve 405. maddeleri uyarınca davanın esastan, ayrıca BK'nun 31. maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre yönünden de reddini istemiş, diğer davalılara husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından Davalılardan K. İnşaat Tic. A.Şne para ödendiği, davacıya 06.03.2000 tarihli ortaklık belgesi verildiği, ortaklık belgesi verilmesinden itibaren dava tarihine kadar 7 yıllık süre geçmesine rağmen irade fesadı iddiasıyla iptalinin istenmediği, pay defteri örneğine göre davacının bu şirketin ortağı olarak göründüğü, davalı tarafından davacının K. İnşaat Tic. A. Ş. ortağı olduğunun kabul edildiği, ortak tarafından ortaklık aleyhine açılmış bir dava olduğu, davanın HUMK.nun 17. maddesi uyarınca şirketin sicil adresindeki yer mahkemesinde görülmesi gerektiği, diğer davalı H. B.'ın davalı şirketlerin yetkilisi olduğu, davalı K. Holding A.Ş.nin ise grup şirketi olduğu, ortaklık belgesi ile bu davalıların ilgisinin bulunmadığı gerekçesi ile davalı K. İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A. Ş. yönünden mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine, dosyanın tefrik edilerek karar kesinleştiğinde ve talep halinde Konya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, diğer davalılar hakkında açılan davaların husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dolandırıcılık suretiyle davacıdan para toplandığı ve davalı şirketlere aktarıldığı, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı iddia edilerek, davacıdan tahsil edilen paranın haksız zenginleşme hükümlerine göre iadesi istenmiş, davalı H. B.ın davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olması ve yatırılan paraların geri ödeneceği vadinde bulunması nedeniyle şahsen de diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu iddia edilmiştir. Davalılar vekilince, davacının davalılardan sadece K. İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A. Ş.'ne ortak olduğu savunulmuş, mahkemece, davacının bu davalı şirkete ödeme yapıp, davacıya 06.03.2000 tarihli Ortaklık ve Hisse Senedi Takip Formu verildiği, pay defteri örneğine göre davacının bu şirketin ortağı olarak göründüğü, davalı tarafından davacının K. İnşaat Tic. A. Ş. ortağı olduğunun kabul edildiği, ortak tarafından ortaklık aleyhine açılmış bir dava olduğu, davanın HUMKnun 17 maddesi uyarınca şirketin sicil adresindeki yer mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile davalı K. İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A.Ş. yönünden mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine, dosyanın tefrik edilerek karar kesinleştiğinde ve talep halinde Konya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Oysa, anılan belgede, herhangi bir şirket unvanı geçmemekte olup, bu belgenin bu şirket ile davacı arasında ortaklık ilişkisi kurduğuna gerekçe yapılması doğru olmadığı gibi, gerekçede pay defteri örneği olduğu belirtilen belge fotokopi ise diğer davalı şirket olan K. Holding A.Ş.'ne ait pay defteri fotokopisidir. Davacı delillerinden tahsilat makbuzu başlıklı belgede K. Holding A.Ş.'nin unvanı yazılı ise de, belge davacıdan değil, dava dışı İ. Ş.'den alınan para için düzenlenmiş olup, esasen dava dilekçesinde de şirketin para toplama faaliyetinin bir delili olarak bu belgeye dayanılmıştır. Bu durumda, yetkisizlik kararına ilişkin davacı vekilinin temyiz itirazları ile davalılar vekilinin, yetkisizlik kararının gerekçesine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile yetkisizlik kararının davacı ve bu davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, mahkemece, diğer davalılar yönünden yazılı gerekçelerle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş ise de davacı taraf dava dilekçesinde ve yargılama sırasında, davalılar aleyhindeki davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de HUMKnun 45/3. maddesi uyarınca davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır. Bu durum karşısında mahkemece, davacı tarafın iddiaları anılan madde hükmü de dikkate alınarak değerlendirilip, davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olduğu ve bu nedenle davaların birlikte görülmesi gerektiği nazara alınarak, tüm davalılar hakkında davacının iddiası çerçevesinde esasa girilmesi gerekirken, davalı K. İnşaat Tarım ve San. İşl.Tic.A.Ş. yönünden yetkisizlik, davalı H. B. ve davalı K. Holding A.Ş. yönünden husumet nedeniyle ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin esasa ilişkin olan diğer temyiz itirazları ile davalılar vekilinin K. Holding A.Ş. hakkındaki davanın esastan reddi gerektiğine ve tüm davalılar bakımından vekalet ücretine ilişkin olan diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yetkisizlik kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı ve davalı K. Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş. yararına bozulmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin esasa ilişkin olan diğer temyiz itirazları ile davalılar vekilinin K. Holding A.Ş. hakkındaki davanın esastan reddi gerektiğine ve tüm davalılar bakımından vekalet ücretine ilişkin olan diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy