(2004 S. K. m. 50, 258, 265) (6762 S. K. m. 635, 720) (1086 S. K. m. 9)
Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.08.2008 tarih ve 2008/102-102 D.İş sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden vekili, davalıların keşidecisi ve cirantası oldukları iki adet çekin ibrazında karşılıksız çıktığını ve borçluların mal kaçırma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep edilmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, keşideci için yasada öngörülen yetki koşullarının olmadığı gerekçesiyle Engin Yıldız hakkındaki talebin yetkisizlik nedeniyle reddine, ciranta A. Ltd. Şti. hakkındaki talebin ise TTK 635. maddesi gereğince ödememe protestosu çekilmediği gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden vekili temyiz etmiştir.
İstem, ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Hamil, TTK'nun 720/2 maddesi uyarınca ibraz süresi içinde karşılıksız şerhi yazdırmak suretiyle cirantalar, keşideci ve diğer çek borçlularına karşı müracaat haklarını kullanabilir.
Somut olayda da, kanunun tanıdığı bu açık imkanı kullanan ihtiyati haciz isteyen alacaklı, karşılıksız şerhi koydurarak protesto yerine geçecek bir işlem yapmış bulunmaktadır. Mahkemenin ayrıca protesto çekilmesini araması doğru olmamıştır.
Öte yandan, İİK'nun 258. maddesinde düzenlenen ihtiyati hacze, aynı Yasa'nın 50. maddesinde yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilip HUMK'nun yetkiye ilişkin hükümlerine atıf yapılmıştır. Kural olarak ihtiyati haciz kararı için yetkili mahkeme, HUMK'nun 9/27. maddelerine göre belirlenmelidir. Kamu düzenine ilişkin yetki kuralları haricinde mahkemenin yetki konusunu kendiliğinden gözetmesi söz konusu değildir. Nitekim İİK'nun 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri arasında mahkemenin yetkisi'nin sayılmış olmasına göre de, maddenin yorumundan bu hususun mahkemece re'sen göz önüne alınamayıp, ancak borçlu tarafın itirazı üzerine incelenebileceği sonucuna varılmalıdır. İhtiyati haciz talebinin, borçlu dinlenerek karara bağlanması halinde yetki itirazının borçlu tarafından açıkça yapılması gerekmektedir. Somut olayda, ihtiyati hacze konu alacak, çeke dayanmakta olup, mahkemece kendiliğinden yetkiye bakılmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Borçlunun dinlenmesine gerek görülmeden verilen ihtiyati haciz kararlarında ise borçlu, İİK'nun 265. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararına yapacağı itirazında mahkemenin yetkisizliğini ileri sürme hakkını haizdir. Bu itibarla, henüz itiraz aşamasına gelinmeden önce, prosedürün daha başında yapılan ihtiyati haciz istemi üzerine, mahkemenin kendini yetkisiz görmesi doğru olmamıştır.
O halde, mahkemece, davacının ihtiyati haciz talebenin yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ihtiyati haciz isteyen yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy