(1086 S. K. m. 275, 284) (551 S. KHK. m. 83, 84, 149)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.05.2008 tarih ve 2006/298 - 2008/130 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.06.2010 gününde davacı avukatı V. A. ile davalılar avukatı G. D. gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kendi öz kaynaklarını kullanarak, bilimsel anlamda yaptığı araştırma ve geliştirme çalışmaları sonucu OLANZAPIN FORM I etkin maddesini havi bir formülasyon geliştirdiğini, davalının ise, OLANZAPİN FORM II maddesini havi TR 1997/01017 ve TR 1997/01018 numaralı iki adet patentin sahibi olduğunu, davalının sahip olduğu patentlere dayalı olarak pek çok firma aleyhinde dava ve takiplerde bulunduğunu, müvekkilinin böyle bir şeye mahal vermemek adına, girişimlerinin tecavüz teşkil edip etmediği hakkında görüş bildirilmesi için davalı şirkete mektup gönderildiğini, ancak davalı şirketin olayı sürüncemede bıraktığını iddia ederek, müvekkili tarafından geliştirilen formülasyon ile davalıya ait TR 1997/01017 ve TR 1997/01018 nolu patentlerinin tarifname ve istemlerinde açıklanan formülasyonunun, içerik ve formülasyona giren yardımcı maddeler açısından aynı formülasyonlar olmadığının ve farklı özellikler taşıdığının ve müvekkilinin geliştirdiği formülasyonun piyasaya sürülmesi halinde davalı patentlerine ve bu patentlerden doğan haklara yönelik ihlal ya da tecavüz durumunun mevcut olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu ilaç ile ilgili davacı beyanlarının çelişkili olduğunu, davaya konu 017 B patentinin 9 nolu istemi Olanzapin etkin maddesinin elde edilmesine ilişkin usule, 018 B patentinin ise Olanzapin'in form I de dahil tüm formlarını içeren formülasyonuna ilişkin olduğunu ve hem usul hem de formülasyon patenti ile korunan bir ürünün tamamen aynısı olan bir ürünün üretilmesi halinde, her iki patentin de ihlal edileceğini, davacının müvekkilinin patent haklarını ihlal etmediğinin tespiti için gerekli bilgileri tam olarak vermediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, TR 1997 01017 B sayılı, 2-metil-tieno- benzediazepinin kristal biçimi ve işlemi buluş başlığını taşıyan incelemeli patentin, 22/03/1996 tarihinden itibaren 20 yıl süre ile, TR 1997 01018 B sayılı, Oral 2-metil-tieno-benzodiazepinin formulasyon buluş başlığını taşıyan incelemeli patentin 22/03/1996 tarihinden itibaren 20 yıl süre ile davalı Eli Lilly And Company adına tescil olunduğu, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'nün cevabi yazısından, davacı Adilna İlaç San. ve Tic. A.Ş. adına OLANZAPİN form I isimli formulasyon için kısaltılmış ruhsat başvurusuna rastlanmadığının anlaşıldığı, bu durumda, davacının üretmeyi planladığı ürünün analizinin davalının TR 97/0117 sayılı patent belgesi ile Türkiye'de olanzapine etken maddesinin Form II olarak adlandırılan kristal yapısının üretimine ilişkin bir usulü koruyan analizi ile karşılaştırılması ve yine davalıya ait TR 97/01108 sayılı ve olanzapine etken maddesine ait formülasyonu koruyan patentin istemin de, korunan ürün formülasyonu ile davacının üretmeyi planladığı ürün formülasyonunun karşılaştırılması gerektiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile, Patent K.H.K.'nin 149'da öngörülen şartı yerine getirmeden açılan tesbit davasının reddini istemiş ise de, bu maddedeki menfaat sahibi kavramına, aynı sektörde faaliyet gösteren, davacı dahil olduğuna göre dava açabilme yetkisinin bulunduğu, davacı delilleri arasında, yeminli tercüme metinleri ile birlikte, Newyork Eyaleti Noteri'nin (State of New York, Bronx County) 25/10/2004 tarihli davacı şirketin, davalı Eli Lilly And Company şirketine 551 sayılı K.H.K.'nin 149. maddesi uyarınca gönderdiği ihtarnamesi mevcut olup, davalı tarafın 22/11/2004 tarihli ihtara cevap mektubu bulunduğundan ve bu halde de, 551 sayılı KHK'nin 149. maddesindeki dava şartının yerine getirildiği görüldüğünden, davalı tarafın bu yöndeki savunması yerinde görülmediği, taraflarca deliller sunulduktan sonra, eczacılık fakültesi öğretim üyesi, kimya fakültesi öğretim üyesi ve kimya mühendisi kökenli patent vekilinden oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan rapora göre, davacının üretmeyi planladığını belirttiği Olanzapine etken maddesini içeren Form I poliformunun ve bunun üretiminde kullanacağı üretim usulünün davalı Eli Lilly and Company adına tescilli TR 1997/10017 sayılı patent belgesindeki istem I'in Form I'den farklı olması ve aynı üretim usulü ile aynı anda hem Form I, hem de Form II üretilemeyeceği gerçeğinden yola çıkıldığında, istem 1'de tarif edilen usulün ihlal edilmeyeceği, davacının üretmeyi planladığı formülasyonun TR 1997/01018 sayılı patent belgesinde bağımsız ürün istemi 1 ve bağımlı ürün istemleri 1 ila 14'e tecavüz etmeyeceği, yine davacı tarafın üretmeyi planladığı formulasyon ve bunu üretmekte kullanacağı üretim usulünün, istem 15'te ayırt edici özelliğe uygulanan granilasyon ve akışkan yataklı kurutma işlemi değil bu işlemlerin sonunda istem 1'e ait formülasyonun elde edilmesi sebebiyle, aynı patentin istem 15'e, bağımlı usul istemleri 16 ve 17'ye, tecavüz teşkil etmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacı şirketin üretmeyi planladığı OLANZAPİN form I etken maddesini havi ürün ve formülasyonunun içerik ve formülasyonuna giren maddeler açısından farklı olduğunun ve davalının TR 1997/01017 ve TR 1997/01018 sayılı patentlerinden doğan haklarına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmiştir
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bend dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece benimsenen 12.11.2007 tarihli bilirkişi raporunda davacı Adilna şirketince sunulan kanıtlar arasında ileride üretmeyi planladığı olanzapin Form I ve bunun bir formülasyonu olan ürünün üretim usulüne ilişkin herhangi bir bilgi verilmediği, sadece üretmeyi planladığı ürünün davalılardan Eli Lilly şirketi adına tescilli 1997/1017 ve 1997/1018 sayılı patentlerdeki istemlerde koruma altındaki Form II'den farklı olduğunu kanıtlama yoluna gittiği ve kanıt olarak karşılaştırma amacıyla ürüne ait XRD analizi ile Form II'ye ait XRD analizini sunduğu belirtilerek, dosyada mevcut analiz raporları ve davacının üretmeyi planladığı ilaç ürününün etken maddesi, yardımcı maddeler ve film kaplamasından oluşan kısa ilaç bilgisi ile davalıya ait patentlerde koruma altındaki istemler, olanzapin Form I'in Türkiye'de koruma altında olmayan US 5, 229, 382 sayılı ABD patenti ve yine 1997/1018 sayılı patent bakımından hidroksipropil selüloz maddesinin kaplama malzemesi olarak değil yardımcı madde olarak kullanıldığına ilişkin davalı beyanı itibariyle yapılan değerlendirme sonucunda davacı tarafından üretilmesi planlanan ürünün davalı patentlerine tecavüz etmediği görüşü açıklanmıştır.
Davalılar vekilince, bilirkişi raporuna dayanak alınan XRD analizine ilişkin ürün numunelerinin dava dışı Sanovel firmasına ait olduğu, davacının ürün formülasyonunu patent koruması olmayan bir usule göre ürettiğini beyan etmekle birlikte, kullandığı usule dair hiçbir bilgi vermediği, eksik bilgiye dayalı bilirkişi raporunun 551 sayılı KHK'nin 84/2. maddesi uyarınca hükme dayanak alınamayacağını ve patente tecavüz olup olmadığının tespitinde ürün numuneleri mevcut ise bu numuneler üzerinde mahkemenin tayin edeceği bir laboratuvarca yapılacak analiz raporu sonuçlarının bilirkişi raporunda dikkate alınması gerektiği, 1997/1018 sayılı patent yönünden de davacı kullanımının 551 sayılı KHK'nin 83. maddesine göre söz konusu patentteki istemlerde belirtilen unsurlarla eşdeğer nitelikte olduğu ileri sürülerek bilirkişi raporuna itiraz edilmiştir.
Mahkemece, davalılar vekilinin bilirkişi raporuna karşı öne sürdüğü itirazları hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
O halde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 551 sayılı KHK'nin 149. maddesine dayalı menfi tespit davası olması nedeniyle ispat külfetinin davacıda olduğu gözetilerek, davalılar vekilinin savunmasında belirttiği ve bilirkişi raporuna karşı da ileri sürdüğü itirazlar üzerinde durularak, davacıya söz konusu XRD analiz raporlarındaki ürün numunelerini sunan Sanovel firması ile davacının üretmeyi planladığı ilaç ürünü arasındaki bağlantının açıklattırılması, ayrıca davacıya ait ürün numunesi ve üretim usulüne ilişkin bilgilerin dosyaya sunulması gerektiğine dair davalı itirazları bakımından bilirkişi heyetinden ek görüş alınması ve gerekiyorsa yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulü isabetli olmadığından, davalı vekilinin bu hususlara yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy