(2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 20.11.2007 tarih ve 2006/1205-2007/1240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya verdiği taşıma hizmetinden dolayı 2.764,34 TL navlun alacağı bulunduğunu, başlatılan icra takibinin 2.039,77 TL'lık kısmına haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaliyle icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin bir adet sinema koltuğunu taşıyan davalının 724,57 TL navlun istediğini, aynı ebattan daha küçük sinema koltuğu için 2.039,77 TL navlun ücreti istenmesinin fahiş ve kabul edilemez olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının verdiği taşıma hizmeti nedeniyle doğan navlun alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesiyle, verilen iki ayrı taşıma hizmeti nedeniyle doğan navlun alacağına ilişkin olarak başlatılan icra takibine kısmen itiraz edildiği ileri sürülerek itirazın iptali istenmiş, davalı vekili ise aynı ebatta olan iki ayrı taşıma nedeniyle düzenlenen faturalardan ilkine göre ikincisinde hakkaniyete aykırı navlun istendiği, zira, ikinci gönderinin ilkinden daha hafif olduğunu ileri sürerek davanın reddi istenmiştir.
Mahkemece, düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Bu rapora göre, taşımanın navlun varma yerinde ödenecektir' kaydının olduğu, alıcı gönderiyi kabul etmediyse bunu belgeleyen kanıtın dosyada olmadığı, bu nedenle de davacının davalıdan istemde bulunamayacağı hususlarına değinilmiştir.
Bu durumda, mahkeme, tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı kalınması, bu çerçevede inceleme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde değerlendirme içermeyen bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy