(556 S. KHK m. 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.01.2008 tarih ve 2004/116-2008/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin tescilli TATSAN ve TATSAN KARAMEL CEVİZLİ HELVA ibareli markaları uzun süreden beri kullandığını, davalının ticari faaliyetinde TATSAN ibaresini aynen müvekkili markası gibi kullandığının tespit edildiğini, ihtara rağmen kullanımını devam ettirdiğini, maddi ve manevi zararının doğduğunu, kazanç kaybının olduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, davalının markalara yaptığı tecavüzün tespitine, tecavüz konusu eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz ve makinelere el konulmasına, TATSAN markasına tecavüz teşkil eden fiiller ile internet yayının durdurulmasına, diğer araçlara el konulmasına, 5 milyar TL maddi ve 5 milyar TL manevi tazminat ile 46 milyar TL kazanç kaybının tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1960 yılından beri faaliyette olduğunu, ticari faaliyetinde TATSAN' unvanı ile tescilli t ibareli markasını birlikte kullandığını, bir tecavüzün olmadığını, bu kullanımın 556 sayılı KHK.nin 12 nci maddesine dayandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacının markasına tecavüzde bulunduğu, kazanç kaybı için davalının bulunduğu yer mahkemesine talimat yazıldığı, defter ve kayıtlarının ibraz edilmediği, maddi tazminat bakımından yeniden inceleme yaptırıldığı, kazanç kaybının tespit edildiği, maddi ve manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacıya ait TATSAN ve tatsan KARAMEL CEVİZLİ HELVA ibareli markalarına yapılan tecavüzün tespitine, tecavüz ile markanın kullanımının önlenmesine, 556 sayılı KHK.nin 66/b maddesi uyarınca 160.098.27 YTL kazanç kaybının davalıdan tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, tescilli marka hakkına tecavüzün tespiti, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına göre, davalının, TATSAN' ibareli tescilli unvanını adına marka olarak tescilli şekil+ t' ibareli markasıyla birlikte ticari faaliyetlerinde markasal olarak kullandığı, bu şekilde davacının önceden tescilli TATSAN' ibareli markalarına tecavüzde bulunduğu belirlenmiştir. Davacı vekili, diğer istemleri yanında markalarına tecavüz dolayısıyla kazanç kaybının olduğunu iddia etmiş, davalının bu markayı kullanması dolayısıyla elde ettiği gelirin tazminat olarak hüküm altına alınmasını istemiştir. Mahkemece, davalının defter ve kayıtlarını ibraz etmediği gerekçesiyle getirtilen bilançolar üzerinden önceki döneme ait elde edilen gelir ve işlemiş faiz tespit edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, önceki dönemlere ilişkin olarak elde edilen gelirin oluşmasında bir çok etken olup, kullanılan marka tek unsur değildir. Ayrıca, davalı ticari faaliyetinde salt davacının markasına tecavüz teşkil eden ibareyi değil, onunla birlikte adına tescilli şekil+ t ibareli markayı da kullanmıştır. Bu durum karşısında, davalının gelirinin oluşmasında tecavüz teşkil eden marka kullanımıyla ilgili faaliyetlerinin dışında faaliyetinin olup olmadığı, gelirin oluşmasında başka unsurların da etkisinin bulunup bulunmadığı hususları üzerinde durulup, esasen tecavüz teşkil eden kullanımda tek başına davacının markasıyla karışıklığa neden olan ibareye yer verilmediği, davalının kendi markasını da kullandığı dikkate alınıp, gerektiğinde bu yönüyle bilirkişi kurulundan ek rapor alınması ve davalının, davacının markasını kullanması nedeniyle elde ettiği kazancın buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, talep aşılarak dava tarihinden sonraki dönemi de kapsar şekilde kazanç kaybının hüküm altına alınması da yanlış olmuştur.
4- İşlemiş faiz alacağı bakımından harç yatırılmadığı ve bu konuda bir talep bulunmadığı halde yazılı şekilde işlemiş faiz tutarının da karar altına alınması da doğru görülmemiştir.
5- Öte yandan, uyuşmazlık, esas itibariyle 556 sayılı KHK'nin uygulamasından kaynaklanmakta olup, tescilli marka hakkına tecavüz edildiği ileri sürülmüştür. Anılan KHK'nin 71 nci maddesi uyarınca böyle bir davada ihtisas mahkemesi görevlidir. O halde, davanın fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerekirken 22.01.2008 tarihli duruşmada ara karar verilerek ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılması da yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy