(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.07.2007 tarih ve 2007/355 - 2007/257 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete vermiş olduğu kargo hizmetleri nedeniyle alacaklı olduğunu, davalının borcunu ödememesi üzerine toplam 2.534,77 YTL için icra takibi yapıldığını, davalının borcun 1.146,27 YTLlik kısmını kabul edip kalan asıl alacak olan 1.388,50 YTLlik kısma ve yetkiye itiraz ettiğini, davalı ile imzalanan sözleşmede bulunan yetki şartına göre İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibinin devamına, alacağı %40'dan az olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1.146,27 YTLnin icra dosyasına yatırıldığını, müvekkili şirketin adresinin Bağcılar İlçe sınırlarında kaldığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı şirket ile aralarında yetki şartını içeren sözleşme bulunmadığını, sözleşmedeki imzanın müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığını, takibe konu faturanın vadesinin 02.11.2006 tarihi olup vadesi geçmeden icra takibi yapıldığını, cari hesap ekstresindeki 2.232,72 YTLlik faturanın anlaşma dışı doldurularak gönderildiğini, faturanın anlaşılan miktarı olan 450 EURO karşılığının icra dosyasına yatırıldığını, müvekkilinin başka borcu bulunmadığını, faturanın hukuki delil vasfının kalmadığını savunarak davanın reddini ve davacının %40'tan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takip tarihi itibariyle davalının 2.534,77 YTL borçlu olduğu, davalının icra dosyasına 1.147,00 YTL ödemede bulunduğu, dolayısıyla davacının 1.387,77 YTL alacağının kaldığı, icra dairesi ve mahkemenin yetkisine süresinde itirazda bulunulmuş ise de taraflar arasında düzenlenen 27.02.2003 tarihli sözleşmede, sözleşmeden doğan ihtilafların çözüm merciinin İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğu kararlaştırılmış olup sözleşmenin feshedilmiş olduğu davalı tarafından kanıtlanamamış olduğundan sözleşme hükmü karşısında davalının yetki itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle itirazın iptali ile takip tarihi itibariyle 2.534,77 YTL asıl alacak üzerinden takibin devamına, davalı tarafından 10.11.2006 tarihinde yapılan 1.147,00 YTL ödemenin dosyanın kesin infazı sırasında mahsup edilmesine, takip tarihinden itibaren asıl alacak tamamen ödeninceye kadar %25 oranında temerrüt faizi işletilmesine, asıl alacağın %40' ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı tarafın icra dosyasında borcunu kısmen kabul ederek ödemede bulunmuş olmasına, bir an için sözleşmedeki imzanın davalının yetkilisine ait olmadığı kabul edilse bile ödemede bulunan davalının sözleşmeyi benimsemiş bulunmasına ve BK'nun 73. maddesi hükmüne göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, dava İİK'nun 67. maddesine göre açılmış bulunan itirazın iptali davası olup davalı borçlunun borcu kısmen kabul ederek ödeme yapması nedeniyle dava 1.388,50 YTL üzerinden açılmıştır. Bu durumda mahkemece davaya sadece bu miktarla ilgili olarak bakılıp itirazın bu miktar üzerinden iptaline ve bu miktar üzerinden icra-inkar tazminatına karar vermek gerekirken hüküm altına alınan asıl alacağın miktarının ne olduğu belirtilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde asıl alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy