(1086 S. K. m. 427) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 02.11.2007 tarih ve 2005/2207-2007/2353 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete yangın sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan Yapı Kredi Bankası Sanayi Şubesinin davalıya ait binanın yağmur suyu borularından akan sular sonucu hasarlandığını, sigortalıya 1.865.00 YTL ödemede bulunduğunu, halefiyet koşulları oluştuğunu ileri sürerek, davalının payına düşen miktardan şimdilik 1.865,00 YTLnin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucu 27315/123765 payının sigortalıya ait olduğunu, 1 nolu bağımsız bölümde sigortalı lehine kat irtifakı olduğunu, mücbir sebepten dolayı oluşan hasardan malik olarak sadece müvekkilinin sorumlu tutulmasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, ekspertiz raporunda dava konusu sigortalı banka şubesinin zemin, 1. kat ve 2. kat tavanında hasar meydana geldiği belirtilerek 1.580,80 YTL hasar tespiti yapılmış ise de keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporuna göre dava konusu şubenin sadece asma katının tavanında hasar meydana geldiği ve piyasa rayiçlerine göre hasarın 297,25 YTL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 297,25 YTLnin tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HUMKnun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 ncü maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000.000.000 TLnı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesin olup, anılan miktar 01.01.2007 tarihi itibariyle 1.170.000.000 TLna çıkarılmıştır.
Somut davada, mahkemece 01.11.2007 tarihinde davanın kısmen kabulü ile 297,25 YTL alacağın faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş olmasına göre davalı aleyhine hüküm altına alınan miktarın yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı Yapı Kredi Sigorta A.Ş. yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince, dava işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketine sigortalı bulunan Yapı Kredi Bankası Sanayi Şubesinin davalıya ait binanın yağmur suyu borularından akan sular sonucu hasarlandığı ileri sürülerek, sigortalıya 1.865.00 YTL ödeme yapılmıştır. Dava konusu olay 28.02.2005 tarihinde meydana gelmiş olup sigorta eksperince 02.03.2005 tarihinde olay yerinde yapılan inceleme sonunda düzenlenen 04.04.2005 tarihli raporda, giriş kat, 1. kat ve 2. katta hasar meydana geldiğinin tespit edildiği bildirilmiştir. 13.12.2006 tarihinde yapılan keşiften sonra düzenlenen bilirkişi raporunda ise banka şubesinin asma kata ait tuvaletlerinin tavanlarında ve asma katın tuvaletlere yakın tavanında hasar meydana geldiği keşif esnasında banka görevlisi tarafından ifade edildiğinden yerinde yapılan ölçümlere göre asma katın tavan alanının 65,75 m2 olduğu ve su akması sonucu meydana gelen sararmaların yok edilebilmesi için tavanın komple boyanması gerektiği ve hasarın 297,25 YTL olduğu ifade edilmiştir. Olaydan kısa bir süre sonra yapılan ekspertiz çalışması sonunda düzenlenen ekspertiz raporu ile bilirkişi raporu arasında hasarın meydana geldiği yer ve miktarı konusunda çelişki meydana gelmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazları dikkate alınarak, bu çelişki giderilmeden, keşif esnasında mahkemece dinlenildiğine dair de keşif tutanağında bir açıklık bulunmayan banka görevlisinin beyanına göre sigortalı işyerinin sadece asma katında hasar meydana geldiğini ifade eden bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin HUMKnun 432/4. madde hükmü uyarınca REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davalı Hazine olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy