(1479 S. K. Ek. m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.10.2007 tarih ve 2002/568-2007/414 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kurumun davalı bankada bulunan hesaplarına davalının 1999 yılı sonunda vadesiz mevduat faizini eksik tahakkuk ettirdiğini, hesaplara geç intikal ettirilen meblağlar nedeniyle 1479 Sayılı Yasa'nın Ek 6. maddesinden doğan vadeli mevduat faizi ve reeskont faizinden doğan alacağın oluştuğunu, davalının kısmen ödemeleri sonucu bu üç kalemden 982.953.776 TL alacağı kaldığını, bunun tahsilini, bu miktarların ödenmemesi nedeniyle anılan Ek 6 ncı maddeye dayalı 859.203.850 TL alacağın tahsiline ve asıl alacağın tahsiline kadar Ek 6 ncı maddenin vadeli mevduat faizinin uygulanmasını, ayrıca toplam 65.091.701 TL vadesiz mevduat faizi uygulamasını, ayrıca toplam 558.603.522 TL reeskont faizi alacağının tahsilini, ayrıca toplam kurum zararına tahsile kadar artan değişiklikler ile reeskont faizi, 1479 Sayılı Yasa'nı ek 6 ncı maddesi gereğince vadeli mevduat faizi ve vadesiz mevduat faizi alacaklarını da tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece verilen görevsizlik kararının bozulması üzerine esasa girilmiş alınan ve benimsenen bilirkişi ek raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Davaya konu hesapların birinin davalının Merkez Şubesinde bulunan temerküz hesabı olduğu, anılan bu hesaplara il müdürlükleri nezdindeki hesaplardaki paralar ile başka bankalardan gelen havaleler ve gelen paraların toplandığı anlaşılmaktadır. Niteliği farklı hesaplar dahi dava konusu edilmiştir.
Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlık, bu hesap türleri için valör tarihinin tespiti noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda il müdürlüklerinin hesaplarına yatırılan tutarların merkez şube nezdindeki ana hesaplara intikalinde, paranın banka bünyesinden çıkmaması ve günümüzde kullanılan elektronik bankacılık yönteminde tek bir tuşa basmak suretiyle şubeler arası intikalin sağlanması nedeniyle aynı gün valörünün verilmesi gerektiği kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa bu hesapların işleyiş sistemleri farklı olup, dava dilekçesinde sözü edilen protokol üzerinde de durulmamıştır. Taraflar arasındaki protokol hükümlerinde bu konuda açıkça düzenleme yapılıp yapılmadığı ve süregelen uygulamanın ne şekilde devam etmiş olduğu belirlenmelidir. Hesapların işleyiş sistemine göre valör hesaplamasının farklı olabileceği düşünülmeli, varsa protokol hükümlerinin önce ele alınması, elektronik bankacılıktaki gelişmelerin protokol hükümlerinden önce uygulanmaması gerektiği gözetilmelidir.
Davalı vekili, yanıt dilekçesinde açıkladıkları valör konusunun bilirkişi raporunda yeterince karşılanmadığını, dayandıkları yasal dayanakların ele alınmadığını, hesapların işleyiş sistemine göre valör hesaplamasının farklı olması gerektiğini, protokolde EFT ve takas çekleri ile gelen paraların valörü ile ilgili bir hüküm bulunmadığını, hükme esas alınan rapora itiraz dilekçesinde bildirdiği halde, ek rapor alınmamıştır. Davacı vekili de, aynı rapora hesaplama şekli ve bulunan miktarlar bakımından itiraz etmiş, valör konusunu taraf vekilleri temyize de getirmişlerdir. Taraflar arasındaki protokolün II. maddesinin 1.bendinde tahsil edilen primler yönünden valör hesaplamasının ne şekilde yapılacağı düzenlenmiş olup, temerküz hesabından da bahsedilerek bu hesaba yönelik yapılacak işlemler düzenlenmiştir.
O halde mahkemece, taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi, hesapların birinin temerküz hesabı olduğu da gözetilerek, hesaplara gelen paraların niteliklerinin araştırılıp, uyuşmazlığın hesaba yatan hangi tür paralara ilişkin olduğu, bu tür hesaplarda daha önce nasıl bir uygulama yapıldığı, protokolde bir düzenleme bulunup bulunmadığı, dolayısıyla valörün ne şekilde uygulanacağı denetime elverişli yeni bir rapor ya da ek rapor alınarak belirlenip, sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, taraf vekillerinin bir bölüm temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy