(818 S. K. m. 404, 405)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.06.2007 tarih ve 2006/166 - 2007/151 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında komisyonculuk sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin davalının kiralamak istediği fabrika binasını göstererek mal sahibi ile sözleşme yapması konusunda tüm hizmetleri verdiğini, daha sonra mal sahibi ile doğrudan sözleşme imzalayarak komisyon ücretini ödemediği ileri sürerek, 5.500 Euro'nun tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı ile bir ilişkisinin olmadığını, ortak olduğu şirket ile mal sahibinin önceden sözleşme yaparak taşınmazı kiraladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, kira sözleşmesinin dava dışı mal sahibi ile yine dava dışı şirket arasında yapıldığı, davalının sözleşmenin müteselsil kefili olduğu, kiracı şirketin yetkilisi bulunmadığı, bu nedenle komisyon sözleşmesi ile sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, komisyon ücretinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında 05.09.2005 tarihinde yer gösterme tutanağı ve müşteri/kiracı-komisyoncu başlıklı sözleşme imzalandığı, bu sözleşmenin konusu taşınmazı dava dışı malikinin 01.11.2005 tarihli sözleşme ile yine dava dışı STM Ltd. Şti'ne kiraya verdiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ancak, mahkemenin kabulünün aksine, gerek ticaret sicil kaydı gerekse davalı adına düzenlenen vekaletname içeriğinden davalının, dava dışı kiracı STM Ltd. Şti'nin münferiden temsile yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesi incelendiğinde davalının sözleşmeyi dava dışı şirketi temsilen akdettiği gibi, şahsı adına müteselsil kefil sıfatıyla da imzalamıştır. Bu durum karşısında, davalının, dava dışı kiracı şirketin münferiden temsile yetkilisi olduğu anlaşıldığından dosya içeriği ile bağdaşmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy