(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.05.2008 gün ve 2004/350-2008/216 s. kararın Yargıtayca tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının Avrupa ülkelerinden ithal ettiği malların taşınmasının müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, toplam (55.053.086.062) TL tutarındaki bekleme ücreti alacaklarının tahsili amacıyla girişilen icra takibinin, davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptalini ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında bekleme ücreti alınmayacağına ait sözlü anlaşmaya varıldığını, davacı tarafından müvekkiline gönderilen 28.08.2003 günlü e-mailin bunu teyit ettiğini savunarak davanın reddini istemiş, %40 oranında kötüniyet tazminatının da davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin temelini, davalı şirket kaşe ve imzasını taşıyan 15.08.2003 günlü faks metninin oluşturduğu, bu sözleşmeye göre davacının koşulların oluşması halinde bekleme ücreti isteyebileceği, davacı tarafından davalıya gönderilen faks metinlerinde davalının eksik evrakından dolayı araçlarının beklemeye maruz kaldığının ve bekleme ücreti talep edileceğinin bildirdiği durumda davalı tarafından bu yazılara bir itirazda bulunulmadığı, davalının beklemenin kendisinden kaynaklanmıyorsa veya eksik evrak mevcut değilse basiretli bir tacir olarak derhal durumu davacıya bildirmesinin gerektiği, hem bu durum hem de hayatın olağan akışı gözetildiğinde beklemenin davalının eksik evrakından kaynaklandığının kabul edildiği, davalının dayandığı 28.08.2003 günlü e-mailin kesin kanıt oluşturamayacağı, kaldı ki davalının daha sonra 04.12.2003 gününde bekleme ücreti olarak kabul ettiği 28.11.2003 günlü fatura sebebiyle davacıya (5.000) Euro bekleme ücreti ödediği, davacının bekleme ücreti talebinden vazgeçmiş olması halinde davalının bu ödemeyi yapmaması gerektiği, davalının 15.11.2006 günlü oturumda davacıya yemin teklif etmeyeceğini bildirdiği, alacağın likid olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının toplam (44.108,18)YTL üzerinden iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının taraflar arasında kararlaştırılmış bir bekleme ücretinin varlığını, miktarını ve sürelerini usulüne uygun biçimde ispatlamış bulunmasına, yine dava konusu alacağın likid olması karşısında mahkemece davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, bekleme ücretinin tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davalının dava konusu bekleme ücretinden sorumlu tutulabilmesi için yukarda açıklanan hususların yanında, beklemenin davalının sağlaması gereken belgelerin eksik, yetersiz veya usulüne aykırı olmasından kaynaklandığının ispatlanması gerektiği de açıktır. Somut uyuşmazlıkta ise davalı vekili, ithal ettiği mallar için gerekli belgelerin müvekkili tarafından davacı taşıyıcıya sağlanması gerektiği iddiasına karşı çıkmamış, yalnızca bu konuda bir kusurunun olmadığını savunmuştur. Mahkeme ise dava konusu taşımayı yapan araçların bekleme nedenlerini Halkalı Gümrük Müdürlüğünden sormuş, cevaben bekleme nedeninin tam olarak bilinmediği, ancak beklemenin ithalatçı firmadan kaynaklanmış olabileceği bildirilmiş, bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da gümrük müdürlüğünün ellerindeki belgeleri inceleyip cevap verebilecekken soyut ifadeler kullandığı ve bu halde davalı ithalatçı şirkete kusur izafesine imkan bulunamadığı belirtilmiştir. Anılan gümrük yazısından ve davacı tarafından keşide edilen faks yazılarına davalı tarafından itirazda bulunmamasından hareketle mahkemece, beklemenin davalının sağladığı evrakın eksik olmasından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Oysa yalnızca yetersiz gümrük yazısına ve davalının bu biçimde sessiz kalmasına dayanılarak, beklemenin davalının kusurundan kaynaklandığının kabul edilmesi doğru değildir.
Yine mahkemece karar yerinde davalının yemin teklif etme hakkını kullanmadığı gerekçesine de dayanılmışsa da mahkemece 27.09.2006 günlü oturumda davalıya tamamlayıcı yemin teklif edilmiş, ancak 07.03.2007 günlü oturumda hem davacıya hem de davalıya icapsız yemin teklifinde bulunulduğu sonucuna varılarak anılan ara kararından dönülmüştür. Dolayısıyla mahkemece davalının yemin teklif hakkını kullanmadığı gerekçesine dayanılması da doğru değildir.
Bu durum karşısında mahkemece, beklemenin neden kaynaklandığı konusunda gerekirse dosyada birer örneği bulunan tır karneleri ile tutanaklar da eklenmek ve dava konusu taşımayı yapan ve beklemeye maruz kalan tır plakaları ve taşıma tarihleri de belirtilmek suretiyle gümrük müdürlüğünden yeniden ayrıntılı araştırma yapılması, daha sonra yine gerekirse içerisinde bir gümrükçü bilirkişinin de bulunduğu heyetten rapor alınmak suretiyle somut olay yönünden tarafların kusur durumunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy