(818 S. K. m. 158)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.12.2006 tarih ve 2003/333-2006/888 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 12.01.2010 gününde davalı Carrefour SA avukatı A.Gürkan Başaran geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında 5 ay süren şifahi taşıma sözleşmesinin 01.03.2001 tarihinde yazılı hale getirildiğini, 01.03.2003 tarihine kadar olan sözleşmenin haksız olarak davalı tarafından 01.01.2003 tarihinde sona erdirildiğini, kalan 2 aylık süreye ilişkin yoksun kalınan kazanç ile sözleşmenin 8. maddesinde yazılı sözleşmeden cayma cezasından ve ücret artışından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik 151.150.000.000 TL'nın temerrüt tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte, ıslah dilekçesi ile de 487.661.627.150 TL asıl alacak ile 44.214.654.195 TL işlemiş faizin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı tarafın hizmetlerinden memnun olmadığından ve davacının sözleşme şartlarına tam anlamı ile bağlı kalmadığından taraflar arasındaki ticari ilişkinin müvekkilince haklı olarak sona erdirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin bitim tarihinin 01.03.2003 iken 02.01.2003 tarihinde davalı tarafından tek taraflı ve haksız olarak feshedildiği, sözleşmenin tek yanlı feshi halinde feshedenin karşı tarafa KDV hariç üç aylık fatura tutarında tazminat ödeneceğine dair sözleşme hükmünün BK.nun 158/son maddesinde düzenlenen dönme cezası olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının, sözleşmenin 8. maddesi gereğince KDV hariç 3 aylık fatura tutarını tazminat olarak talep edebileceği, ancak sözleşmenin ifasını talep imkanı bulunmadığından, ortaya çıkan zarar miktarı dönme cezasını aşsa dahi, akdin ifa edilememesinden doğan zararın istenemeyeceği, öte yandan sözleşmenin 5. maddesinde faturanın davacı tarafından düzenlenip davalı tarafından ödeneceği hüküm altına alındığından, davacının ücret artışlarına ilişkin talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, 90.090 YTL'nın dava tarihinden itibaren %55 ve değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde yazılı cezai şartın KDV hariç üç aylık fatura tutarına göre hesaplanacak olmasına, davacı talebinin ve mahkemece hükmedilen KDV'nin ise sözleşme gereğince belirlenen toplam cezai şartın 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu gereğince KDV'si olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre, davacı vekilinin (2), davalı vekilinin (3) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ile cezai şart ve ücret artış farkının tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sözleşme, 01.03.2001-01.03.2003 dönemine ilişkin olup, sözleşmenin davalı tarafından 01.01.2003 tarihinde haksız olarak feshedildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin fesih şartı ve tazminat başlıklı 8. maddesinde,
Geçerli sebep olmaksızın ve fesih şartları oluşmadan sözleşmenin taraflardan birince tek taraflı olarak feshedilmesi halinde sözleşmeyi fesheden karşı tarafa KDV hariç 3 aylık fatura tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür
hükmüne yer verilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen fiyat farkına dair yazışmalar sonrasında davalının fiyat farkını kabul etmemesi ve davacı tarafından da buna karşı çıkılmaması nedeniyle, kural olarak davacı tarafın fiyat farkı isteyemeyeceğini kabul etmek yerinde ise de, 01 Aralık - 30 Aralık 2002 dönemine ait davacı tarafından düzenlenen 25.12.2002 tarih ve 67997 sayılı, 56.861.750.000 TL bedelli fatura davalı tarafından iade edilmeyip, ticari defterine işlendiği bilirkişiler Abdulkadir Arpacı, Afet Başaran ve Mehmet Nuri Toplu tarafından düzenlenen raporun 6 ve 7. sayfalarında açıkça belirtilmiş, davalı tarafından bu tespite bir itirazda bulunulmamıştır. Bu durumda sözleşmenin 8. maddesi gereğince davacı yararına hükmedilecek cezai şartın hesabında, son aya ait ücretin 30.030 YTL yerine 56.861,75 YTL'nın esas alınması gerekirken, bu hususun dikkate alınmaması doğru değildir.
Öte yandan, 01 Aralık -30 Aralık 2002 dönemine ait davacı tarafından düzenlenen ve davalı tarafından itiraz edilmeyerek ticari defterine işlenen 25.12.2002 tarihli fatura bedeli 56.861,75 YTL olup, sadece bu döneme ilişkin olarak, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesi gereğince davacı tarafın fiyat farkı isteyebilmesi mümkün iken, yazılı gerekçeyle fiyat farkı talebinin tümü ile reddedilmesi de doğru değildir.
Ayrıca, davacı tarafından keşide edilen 03.01.2003 tarihli ihtarname 14.01.2003 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmiş olup, ihtarnamede herhangi bir rakam belirtilmemiş olsa da, talep edilen alacak kalemlerinin sözleşme hükümlerine göre davalı tarafından hesaplanması mümkün olup, ihtarnamede davalı tarafa verilen sürenin sonundan itibaren davacı yararına temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili, dava dilekçesinde talep ettiği 151.150.000.000 TL'nı 10.11.2004 tarihli ıslah dilekçesi ile 531.876.281.345 TL'na çıkarmıştır. Yapılan yargılama giderinin, ıslah dilekçesi ile artırılan miktar üzerinden kabul ve ret oranı dikkate alınarak hüküm altına alınması gerekirken, dava dilekçesinde yazılı miktara göre paylaştırılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, kararın (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy