(556 S. KHK. m. 61, 62)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.3.2009 tarih ve 2006/25-2009/42 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin martı ibaresini 1967 yılından itibaren ticaret unvanı olarak kullandığını, ayrıca aynı ibareyi 39. ve 42. sınıfta 1998/013507 numara ile marka olarak tescil ettirdiğini, davalının ise davacının tescilli marka ve logosunu ticaret unvanında ve markasında kullandığını, bu durumun haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının markasının hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, ticaret unvanından martı ibaresinin ve logosunun çıkartılmasını, davalının tabela, tanıtım vasıtalarından anılan ibarenin silinmesini, müvekkilinin tescilli markasını kullanması sebebiyle 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın tahsilini, yine davalının, davacı adına tescilli marka ve logoyu haksız ve kötüniyetle kullanması ve marka itibarının tazmini için 5.000 TL tazminatın davalıdan tahsilini, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 2001/13013 numaralı 11.,19. ve 21. sınıflarda tescilli markasının bulunduğunu, faaliyet alanlarının ve sınıfların farklı olduğunu, kullanımının markaya dayandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalının marka üzerindeki hakkından vazgeçtiği, markanın tescilsiz hale gelmesi sebebiyle hükümsüzlük davasının konusuz kaldığı, davalının kullanımının tescilli markaya dayalı olduğundan marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceği, davalının iptal edilmedikçe ticaret unvanını kullanma hakkı olduğu, ticaret unvanının sicilden terkin talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük davası konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti istemine dair olup, mahkemece davacının ticaret unvanını sicilden terkin talebi olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de davacı vekili dava dilekçesinde, davalının ticaret unvanından Martı ibaresinin ve şeklinin çıkartılmasını da istemiştir.
Bu itibarla, davacının ticaret unvanından terkin talebi de değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, hatalı gerekçeyle, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy