(6762 S. K. m. 56, 57) (1086 S. K. m. 440) (556 S. KHK m. 9, 61, 62)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05.02.2008 gün ve 2006/610-2008/10 sayılı kararı onayan Dairenin 28.09.2009 gün ve 2006/610-2008/10 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1995 yılından beri adına tescilli olan Casa markasının tanınmış olduğunu, davalı mağazalarında ve Ankarada Akköprü Ankamall Alışveriş Merkezi'ndeki mağazanın vitrininde Sisley Casa markasının kullanıldığını, davalı mağazalarında satılan ürünlerde, ürün kataloglarında ve broşürlerdeki bu kullanımının müvekkiline ait Casa markası ile iltibas yarattığını, bu durumun ayrıca haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, müvekkili şirketin tescilli, tanınmış, maruf ve meşhur Casa esas ibareli markasını davalının aynen kullanması eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız fiil teşkil ettiğinin tespitini, tecavüzün durdurulmasını, haksız rekabetin menini, davalının kullanmakta olduğu Casa adının kaldırılmasını, tecavüzün maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının markasının mobilya ve aksesuar ürünlerinde kullanıldığını, müvekkilinin lisans sözleşmesi ile kullanma hakkını elde ettiği Sisley Casa markasının ise ev tekstili ürünlerinde kullanıldığını, farklı mal ve hizmetlerde kullanıldığı için tüketici tarafından karıştırılma ihtimali olmadığını, müvekkili şirketin Sisley markasının davacının Casa markasından daha tanınmış bir marka olduğu nu, davacının dava tarihinde tanınmış marka tescilinin mevcut olmadığını, ayrıca TPE nezdinde tescil edilmiş Casa ibareli pek çok marka olduğunu, davacının ev tekstili alanında marka tescili olmadığı gibi bu alanda da faaliyette bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına çeşitli mal ve hizmet grubu için tescilli markaların esas unsurunun Casa olduğu, davacının Casa ibareli markasının tanınmış nitelikte olduğu, davacıya ait bu markanın davalı tarafından kendi ürün ve hizmetlerinde tek başına ya da esaslı unsur olarak kullanmasının KHK'nin 9/1-a,b,c maddeleri delaletiyle 61/1-a maddesi ne aykırılık olacağı, davalı şirket Sisley ibaresini lisanslı kullanım hakkına sahip olup bu ibareyi küçük puntolarla yazıp davacının tanınmış nitelikteki Casa ibaresini büyük puntolarla yazmak suretiyle kullanım gerçekleştirdiği, davalı taraf casa ibaresinin İspanyolca ev anlamına gelip sisley ev anlamında kullanıldığını belirtmiş ise de İspanyolcanın Türkiyede yaygın olarak bilinen bir dil olmadığı, casa ibaresinin potansiyel tüketiciler tarafından ev, ticaret, firma anlamlarına geldiğini bilmesinin olası görünmediği ve marka ihlalinin söz konusu olacağı, bu nedenlerle bilirkişi raporundaki çoğunluk görüşüne itibar edilmediği, davacının markası tanınmış nitelikte olduğundan farklı ürünlerde dahi kullanılması halinde tanınmışlığından istifade edilebileceği, tanınmış olmaktan kaynaklanan güven duygusundan yararlanılacağı, haksız kazanç ve yarar sağlanılacağının kuvvetle muhtemel olduğu, davalı şirketin eylemlerinin KHKnin 9 ve 61. maddelerine aykırılık olup KHKnin 62. maddesi uyarınca davacı şirketin ihlalin tespitini, durdurulmasını, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep etme hakkının bulunduğu, davalının davacı adına tescilli Casa markasını izin almaksızın kendi ürünlerinde esaslı unsur olarak kullanmasının TTKnun 56 ve 57. maddeleri anlamında haksız rekabet olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz üzerine Dairemizin 28.09.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMKnun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMKnun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 03,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 172.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 23.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy