(1086 S. K. m. 293) (818 S. K. m. 41, 43, 55)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28/07/2009 tarih ve 2001/994-2009/260 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın 2. müdürü davalı F. A.'a 14.000,00-TLsini repo yapılmak üzere elemanları vasıtasıyla gönderdiğini, sistemdeki arıza nedeniyle banka dekontu verilemeyeceğinin söylendiğini, davalı F.in parayı zimmetine geçirerek daha sonra bir kısmını geri ödediğini, ancak bakiye 4.200,00-TLnın halen ödenmediğini ileri sürerek, 4.200,00-TLnın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı F. A. vekili, davacının iddiasının mücerret olduğunu, müvekkiline para vermediğini, dekont sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Banka vekili, banka kayıtlarında davacıya ait alacak bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada hizmet nedeniyle güveni kötüyekullanma suçundan yargılanan sanık F.A.'ın davacıdan 9.800,00-TL alıp repo işlemini gerçekleştirdiğini ve daha sonra parayı ödediğini savunduğu halde, banka kayıtlarında böyle bir işleme rastlanılmadığı gerekçesiyle mahkumiyet kararı verildiği, temyizi sonucunda zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırıldığı, davalı Bankada ikinci müdürü davalı F. A.'ın davacıdan yatırım hesabına yatırmak üzere aldığı parayı sistemin arızalı olduğunu bildirerek işlem yapmadan zimmetine geçirdiği ve bu paranın bir kısmını geri ödediği, davacının 4.200,00-TL alacağının kaldığı, davalı bankanın B.K.'nun 55 inci maddesi uyarınca istihdam ettiği kişinin hizmetini ifa ettiği sırada üçüncü kişilere verdiği zarardan dolayı kusursuz olarak sorumlu olduğu, davalı F.'in benzer birçok işlemlerde bulunduğu anlaşıldığından çalışanını yeterince denetlemediği, çalışanına rücu etmek kaydıyla sorumlu olduğu gerekçesiyle, 4.200,00-TLnin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Banka çalışanı olan diğer davalıya repo yapması için gönderildiği iddia olunan paranın davacı hesabına kaydedilmemesi nedeniyle iade edilmeyen kısmın davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece tanık dinlenmek suretiyle davacının, davalı F. A.'a (14.000) TL gönderdiği, bu meblağın (9.800) TL'sinin iade edildiği, bakiye (4.200) TL'sinin davalı F. A. uhdesinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının elinde (14.000) TL gönderdiğine dair herhangi bir belge olmadığı gibi davalı F., zamanaşımının dolması nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilen yargılandığı ceza davasındaki savunmasında da davacıdan (14.000) TL almadığını, (9.800) TL aldığını ve bunu da geri ödediğini savunmuştur. Bu durumda HUMK.'nun 293/5'inci maddesi gereğince akitlerde ancak hata, hile, gabin, cebir ve ikrah halinde tanık dinlenebileceği ve bu hallerin hiçbirinin somut olayda gerçekleşmediği göz önüne alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken tanık beyanına dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı Banka yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davalı Banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy