(818 S. K. m. 105, 106)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.10.2008 tarih ve 2006/88-2008/287 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. G. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline gönderdiği 26.01.2006 tarihli yazı ile 01.01.2005-01.01.2007 döneminde personel taşınması konusunda müvekkili ile imzaladığı sözleşmeyi tek taraflı ve haksız şekilde 01.02.2006 tarihinden itibaren feshettiğini bildirdiğini, daha sonra 28.01.2006 tarihli yazı ile satın alma komisyonunun sözleşme hakkında bilgi vermemesi nedeniyle yanlış anlaşılma olduğunu, sözleşmede belirtilen tarihin sonuna kadar çalışmasının uygun olduğunu, 03.02.2006 tarihinde yapılacak pazarlıkta yeni ücret belirleninceye kadar ücretin eski fiyattan fatura edileceğinin bildirdiğini, bu yazı ile fesih iradesinin pekiştirildiğini, 2005 yılı taşımacılığından hak ettiği ücretin eksik ödendiğini, sözleşme devam ettiği için yıl sonunda mahsuplaşma yapılacağı düşüncesi ile kısmi ödemeler için fatura kestiğini, personel taşımacılığı ihaleleri Ocak ayı başında yapıldığından yeni sözleşme için 01.01.2007 tarihini beklemesi gerektiğinden müvekkilinin fesih tarihi itibariyle 11 ay iş bulma olanağı kalmadığını ileri sürerek, 2005 yılından kalan ücret alacağı için 51.538 YTL, 2006 yılında yoksun kaldığı kar sebebiyle 20.000 YTL olmak üzere toplam 71.538 YTL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi yazılı sözleşme bulunmayıp sözlü anlaşma olduğunu, davacının sözleşme olduğunu iddia ettiği belgenin davacının kendilerine sunduğu fiyat teklifi olduğunu, teklif kabul edildiği için imzalandığını, davacı gerekli hazırlıklarını tamamlayıncaya kadar başka firmalarla çalışıldığını, davacı eksikliklerini tamamlayınca aralarındaki sözlü mutabakat üzerine 2005 yılı 6. ayından sonra hizmet alındığını, taşıma sırasında davacının korsan araç çalıştırdığını, işçilerin işe geç getirildiğini, davacı uyarılmasına rağmen bu eksiklikleri gidermediğini, davacının düzenlediği faturaların ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 01.01.2005 ila 01.01.2007 tarihlerini kapsayacak şekilde personel taşınması için tarihsiz sözleşme imzaladığı, sözleşmede sefer başına 20 km'ye kadar mesafe için otobüse 44.00 YTL, midibüse 35,20 YTL, fazla her km için ilave 825 YKR ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin sefer sayısı ve gidilecek güzergah hakkında bilgi içermediği, bilirkişi raporunda, taraf beyanlarından servis uzunluğunun tespit edilemediği, faturanın mal tesliminde düzenlenmesinin yasa gereği olduğu, davacının hizmet karşılığı kestiği fatura toplamının 33.175,20 YTL olduğu, bunlardan dolayı alacağının olmadığı, dava konusu alacağın fatura edilmeyen hizmete ilişkin olduğu, böyle bir hizmette bulunduğunu davacının ispatlaması gerektiğinin bildirildiği, davacının hizmetin eda edildiğini, alacağın doğduğunu kanıtlayamadığı, davalı taraf davacıya gönderdiği 26.01.2006 tarihli mektup ile 01.02.2006 tarihinden itibaren sözleşmeyi feshettiğini bildirmişse de bundan iki gün sonra gönderdiği mektupla sözleşme ile bağlı olduğunu belirterek davacıdan çalışmasına devam etmesini istediği, davacının son mektup tarihinden 4 gün sonra 06.02.2006 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarname ile ikinci mektupta taşıma ücretinin tartışmaya açılmasını fesih iradesinin tekrarı olduğunu yorumlayarak sözleşmenin haksız feshedildiğinden bahisle tazminat ve alacak talebinde bulunduğu, bununla davacının ilk mektuptaki fesih bildirimini dikkate almadığı, sözleşmenin feshi konusunda irade açıklamadığının anlaşıldığı, ortada tarafların ortak iradesiyle gerçekleşmiş bir fesih bulunmadığı, davacının ilk yazısı ile sözleşmenin feshedilmiş olduğu kabul edilmiş olsa dahi davalı şirketin taşınan işçileri güvenlik görevlileri ve fabrika müdürünün imzalarını taşıyan 21.12.2005 ila 23.01.2006 tarihleri arasında düzenlenmiş 6 adet tutanağa göre davacının hizmetini taşıdığı işçilerinin güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde, işyerindeki işlerinin aksatılmasına yol açacak biçimde ayıplı olduğu, haksız bir fesihten söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, personel taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağının tahsili ve sözleşmenin haksız feshinden dolayı yoksun kalınan karın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 01.01.2005 ila 01.01.2007 tarihleri arasında geçerli olmak üzere imzalanmış bir taşıma sözleşmesi mevcuttur. Davalı taraf davacıya 26.01.2006 tarihli yönetim kurulumuz sizinle 01.02.2006 tarihinden itibaren çalışmama kararı almıştır. şeklindeki yazı göndermiştir. Daha sonra da 28.01.2006 tarihli yazıyı göndererek, satın alma komisyonun servis sözleşmesi ile ilgili yönetim kuruluna sehven bilgi verememesinden dolayı yanlış anlaşılma hasıl olmuştur. Bu sebeple sözleşmede belirtilen tarihin sonuna kadar çalışma tekrardan uygun görülmüştür. Fiyat konusunda 03.02.2006 tarihinde pazarlık sonucu bir karara bağlanacaktır. Bu zaman zarfında eski fiyattan fatura edilecektir. Yeni fiyat karara bağlandıktan sonraki ilk faturada aradaki fiyat farkı telafi edilecektir. denilmektedir. Davalı tarafından gönderilen bu yazıların içerikleri itibariyle sözleşmenin feshedildiği ve feshin haksız olduğu anlaşılmaktadır. Haksız fesih nedeniyle de davacının kazanç kaybı talep etmesi mümkün bulunmaktadır. Kazanç kaybı hesaplanırken davacının aynı nitelikte bir faaliyeti başka bir firma ile oluşturabilmesi için makul sürenin ne kadar olduğu hususunda gerekirse bu alanda faaliyet gösteren bilirkişilerin görüşüne de başvurularak tespit edilip, yoksun kalınan kar iddiasının varılacak bu sonuç çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken yoksun kalınan kara ilişkin talebin yazılı gerekçe ile reddedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine: (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy