(818 S. K. m. 84, 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2006/221-2008/680 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 1.3.2011 gününde taraflar avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taşıma sektöründe faaliyet gösteren taraflar arasından ortak taşıma işleri yapıldığını, taraflar arasındaki cari hesap özeti uyarınca 5.8.2003 tarihi itibariyle davacının 27.447.2.227 TL anapara alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacak olarak gösterilen cari hesap özetinin hukuki geçerliliği olmadığını, müvekkilinin davacı tarafa bir borcun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraf defterlerinin usulsüz tutulduğu, aralarında cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, borcun ödenmesi için davalıya temerrüt ihtarnamesi gönderilmediği, davalı şirketin oluşan hesap ilişkisi içinde çek ve nakit ödemeler yaptığı, dava dışı Ö... firmasının ayrıca davacı şirkete virmanlar yaptığının belirlendiği, bilirkişi raporunun denetlenmesi sonucu taraflar arasındaki hesap işleyişi yönünden davalının çek ve ödemeler yapması sonucu davacı kayıtlarında 17.318,46 YTL'lık alacak kaydının yer aldığı, 31.12.2003 tarihli Ö... firması virmanından sonra bakiyenin 29.71873 YTL olarak ortaya çıktığı, davalının çek ve nakit ödemeler tutarı olan 17.802,31 YTL'nın toplamı ile miktarın 47.521,04 YTL'na ulaştığı, dayalı kayıtlarında yer alan 33.333,33 YTL'nın düşümü sonrasında takip tarihi itibariyle davacının gerçek alacağının 14.187,17 YTL'na ulaştığı, takipten önce B.K.101. madde gereğince temerrüt ihtarı gönderilmediğinden işlemiş faiz isteminin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, itirazın kısmen iptali ile takibin 14.187,17 YTL üzerinden devamına, bu miktara 17.6.2004 takip tarihinden itibaren %48 oranını aşmayacak şekilde değişen oranlarda reeskont faizi işletilmesine, yapılacak kısmi ödemelerde B.K.nun 84. maddesinin infazda dikkate alınmasına, alacak belirli velikit bulunduğundan takdiren %40 icra inkar tazminatı tutarı olan 5.674,87 YTL'nın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem ile koşulları bulunmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-) Davacı vekili, davalının dava dışı şirketten satın aldığı araçlara karşılık davalı şirket lehine müvekkilince keşide edilen avans çeklerinin bedelleri ile taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden kaynaklanan davacı alacağının ödenmediğini iddia etmiştir.
Yargılama sırasında alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda, "davacı tarafın ticari defterlerinde muhasebe kaydının yapılıp, davalı şirketin ticari defterlerinde muhasebe kaydı bulunmayan ödemeler ve kesilen faturalar, "davalı şirketin ticari defterlerinde muhasebe kaydının yapılmış olup, davacı şirketin ticari defterlerinde muhasebe kaydının bulunmayan ödemeler ve kesilen faturalar', "davacı şirketin davalı şirket adına dava dışı şirkete vermiş olduğu çekler belirtilmiş, neticede davacının davalıdan 14.187,17 YTL tutarında asıl alacağı olduğu belirtilmiştir.
Davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen fatura soyut olarak, davacı alacağının varlığını kanıtlamak için yeterli değildir. Davacı tarafından kesilen ancak davalı tarafın ticari defterinde kaydı bulunmayan faturaya konu alacak iddiasının, diğer dayanak belgelerle kanıtlanması gerekmektedir. Ayrıca, davacının keşide ettiği çeklerden hangisinin çek hamiline ödendiği, bu sebeple davacının ne miktar alacağı olduğunun da tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekir. Mahkemece, sadece tarafların ticari defterlerindeki soyut kayıtlara göre düzenlenen ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna karşı davalı tarafın itirazları da gözetilerek, uzman bilirkişiden yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflar duruşmaya gelmediğinden vekalet ücretine yer olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy