(6762 S. K. m. 434)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.11.2008 tarih ve 2007/715 - 2008/678 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 20.09.1972 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, 2006 tarihli mahkeme kararı ile tasfiye memurları atandığını, 29.06.2007 tarihli genel kurulda tasfiyeden çıkma kararı alındığını, davalının bu kararın tescili ve ilanı istemini reddettiğini, oysa tasfiye halinde olan şirketin 559 sayılı KHK gereğince sermayesini arttırmasının düşünülemeyeceğini, tasfiyeden çıkmanın sağlanmasından sonra artırım yapılabileceğini, birleşen davada ise, davacı şirketin 13.10.2008 tarihli genel kurulunda 11 red, 82 kabul oyu ile şirketin tasfiyeden çıkarılmasına karar verildiğini, bu nisabın tasfiye kararındaki nisaptan fazla olduğunu, davalı sicilin oybirliği aradığını, ayrıca 559 sayılı KHK'nin gereği yerine getirilmeyerek münfesih hale geldiğinden bahisle böyle bir şirketin tasfiyeden çıkmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle de istemi reddettiğini, oysa fesih ve tasfiye kararı alındıktan sonra yürürlüğe giren 559 sayılı KHK'nin uygulanamayacağını, oybirliği değil, tasfiye kararının nisabına ulaşılmasının yeterli olduğunu ileri sürerek, davalının red kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 31.12.1998 tarihine kadar sermayesini 5.000,00 YTL'na çıkarmadığını ve yasal olarak münfesih hale düştüğünü, tasfiyeden dönülmesini ve şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmadığını, TTK'nun 434. vd. madde hükümleri uyarınca, tasfiyenin sonuçlandırılıp, şirket tüzel kişiliğinin sona erdirilmesi ve sicilden terkini gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre tasfiye kararının alındığı 1972 yılından, tasfiye memurunun atandığı 2006 yılına kadar ve halen şirketin mal varlığını koruduğu, dolayısıyla şirketin tasfiyeden çıkması ve faaliyetine devam etmesi olanağının fiilen bulunduğu, şirket 31.12.1998 tarihine kadar 559 sayılı KHK uyarınca sermayesini arttırmamış ise de, bu tarihten önce fesih kararının alındığı ve tescil edildiği, farklı bir nedenle sonradan ayrıca münfesih hale gelmesinin hukuken mümkün olmadığı, tescilin reddi için ortada emredici bir hüküm bulunmadığı, tasfiyeden çıkma kararının 23.10.2008 tarihli genel kurulda 11 red, 82 kabul oyu ile alındığı, tasfiye kararının ise 1972 yılında 79 ortağın kabul oyu ile alınması nedeniyle nisabın yakalandığı, Komiserler Yönetmeliği'nin 15/j maddesinde 3/4 toplantı nisabı arandığı, tasfiye kararının nisabının geçilmesinin karar nisabı olarak arandığı, doktrin ve özel Daire uygulamasının da bu yönde olduğu, bilirkişilerden birinin bu yönde, diğerinin savunma yönünde görüş bildirdiği gerekçesiyle, asıl davanın atiye terk edilmesi nedeniyle esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK'nda oybirliği ile karar verilmesi aranan hususların içerisinde, tasfiye kararının alınması ve kaldırılması sayılmamış olup, hukuken yasadaki bu boşluğun Komiserler Yönetmeliği'nin tasfiye kararının kaldırılması için oybirliği arayan 15/j maddesindeki düzenlemesi ile doldurulması olanağının bulunmamasına, Yönetmelik ile ancak Yasa'da düzenlenen ve yetki verilen hususların uygulama biçimlerinin düzenlenmesinin mümkün olmasına, tasfiye kararını alan çoğunluğun üzerinde bir çoğunluğun iradesiyle tasfiye kararının kaldırılmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin her iki davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin her iki davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,60 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy