(818 S. K. m. 41, 96, 256, 266)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.12.2008 tarih ve 2006/756 - 2008/732 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.3.2011 gününde davacı avukatı ile davalılardan P... Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatı ve Ankara Anonim Türk Sigorta A.Ş. Avukatı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı D... Elektronik San. ve Tic. A.Ş. Arasında işyeri için sigorta sözleşmesi bağıtlandığını, düzenlenen poliçeyle anılan dava dışı şirketin fabrika sınırları içinde kalan bütün binalarının sigorta örtüsü altına alındığını, sigorta teminatı altına alınan binada davalı P... Plastik Ltd. Şti.nin kiracı sıfatıyla faaliyet gösterdiğini, diğer davalı ile davalı kiracı arasında işyeri poliçesi bulunduğunu, davacıya sigortalı binanın davalı kiracının kullanımındayken 18.12.2005 tarihinde çıkan yangın sonucu tamamen yandığını, dava dışı sigortalının oturduğu bina bölümünün ise hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini, her iki davalıya keşide edilen ihtarnamenin ise sonuçsuz kaldığını, yangından kiracı olan davalının B.K.nun 41. maddesi hükümleri, diğer davalının ise T.T.K. hükümleri gereği sigorta poliçesiyle üçüncü kişi (müvekkili şirketin sigortalısının) hasarını sigorta teminatı altına alması sebebiyle sorumlu olduğunu ileri sürerek, 50.000,00 YTL'nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı P... Ltd. Şirketi vekili, yangının binanın sundurma bölümünde meydana geldiğini, yangının çıkış nedenine ilişkin olarak müvekkili şirketin ihmali yada tedbirsizliğinden söz edilemeyeceğini, yangının meydana geldiği gece saatlerinde müvekkili şirketin işyerinin çalışmadığını, aksine davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan dava dışı şirketin işyerinin çalıştığını, olay sonrası yangının sebep ve nasıl çıktığına ilişkin mahkeme nezdinde başvurular yaptıklarını, yangın sebebiyle bina sahibinin kusursuz sorumluluğunun söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında ve poliçe şartları çerçevesinde sözkonusu olabileceğini, davalı sigortalının yangına sebebiyet verdiği yönünde herhangi bir bulgu bulunmadığını belirterek, davanın usul ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davaya konu olayda sorumluluğun kabul edilmesi için öncelikle kusurun belirlenmesinin gerektiği, yangının çıkış nedeni anlaşılamadığı için davalılardan kiracı P... Ltd. Şti.'ne atfedilecek bir kusurdan söz etmenin mümkün olmadığı, bu itibarla B.K.nun 41. maddesi hükmüne göre davalı kiracının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, iş yeri sigorta poliçesine dayalı tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davalılardan P... Ltd. Şti. davacının sigortalısının kiracısı, diğer davalı ise davalı kiracının işyeri sigortacısı olup, davaya konu yangının davalı kiracının kullanımındaki ana binaya bitişik olarak inşa edilmiş ve sundurma adı verilen bölümde çıktığı dosya kapsamı ile sabittir. Ancak, gerek 18.12.2005 tarihli yangın raporunda gerekse dosyadaki diğer tüm raporlarda yangının çıkış sebebi tespit edilememiş olup, mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yangının çıkış nedeninin anlaşılmadığı ve davalı kiracıya atfedilecek bir kusurdan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, B.K.nun 256. maddesine göre, kiracı, kiralananı kullanırken tam bir ihtimam dairesinde hareket ile mükellef olduğu gibi, açıktan açığa fena kullanarak kiralanana daimi bir zarar iras eylerse kiralayanın tazminat isteme hakkı da bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 266. maddesine göre, kiracı, kiralananı ne halde tesellüm etmiş ise, kiranın sonunda o halde geri vermekle mükelleftir. B.K.nun 96. maddesine göre de, borçlu, kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe, doğan zararı tazmine mecburdur. Tüm önlemleri aldığını kanıtladığı takdirde ancak borçlu sorumluluktan kurtulur.
Somut olaya bakıldığında, kiracı davalının imalathanesinin özellikleri itibariyle yangın yönünden gerekli özeni göstermesi, yangına zemin oluşturacak tüm unsurlara engel olması gerekmekte olup, kast aranmaksızın, dikkatsizlik ve tedbirsizlik olgusunun gerçekleşmesi, kiralananın açıktan açığa kötü kullanıldığının sübutu için yeterli bulunmaktadır. Kiracı kusursuzluğunu, yangının mücbir sebep ya da üçüncü kişilerin eylemi ile çıktığını kanıtlamalıdır. Çalışanların verdiği zararın oluşmaması için hal ve maslahatın icap ettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamayacağını çalıştıran ispat ederse sorumlu tutulamaz. Kiracının sorumluluğu sözleşmeye aykırı davranıştan doğduğundan, hiçbir kusuru bulunmadığını B.K.nun 96. maddesi uyarınca, kiracı ispat etmedikçe zarardan sorumludur. Bu ilkeler ve esaslar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 17.1.1977 tarih ve 2579/392; 6. Hukuk Dairesi'nin 19.3.1984 tarih ve 3094/3937; 13. Hukuk Dairesi'nin 28.12.1982 tarih ve 7230/8151, 29.6.1988 tarih ve 2189/3565, 13.5.1991 tarih ve 3161/5315 Sayılı ilamlarında açıklanmıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ispat yükünün davalı kiracıda olduğu ilke olarak kabul edilmek suretiyle davalıların hukuki durumu değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek, bu yönden yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-) Öte yandan, davalı kiracı tarafından davaya konu olayla ilgili olarak kendi sigortacısı olan diğer davalı aleyhine (İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/912 esas sayılı) dava açılmış olup, mahkemece anılan dosya getirtilip yeterince incelenerek sonucuna göre o davada verilecek kararın bu davanın sonucunu etkileyip etkilemeyeceği, etkileyeceği kanaatine varılması halinde davalı kiracı tarafından açılmış bulunan anılan tazminat davasının sonuçlanmasının beklenmesine karar verilmesi gerektiğinden anılan bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiş, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına bozulmasına, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy