(1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.3.2009 tarih ve 2007/249 - 2009/80 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 27.11.2008 tarihli dava dilekçesiyle, görsel, fonetik ve işitsel olarak müvekkilinin fit ibareli, 29, 30 ve 32. sınıf emtiayı içeren 10.3.2000/4524 ve spot ibareli 29, 30 ve 32. sınıf emtiaları içeren 5.5.2000/8665 sayıyla tescilli markalarına iltibas ve tecavüz oluşturan, ayrıca tescili kötü niyetli olup müvekkili aleyhine haksız rekabet yaratan, davalıya ait 12.4.2005 gün ve 2005/13467 kod numaralı, sportfit ibareli 32/1-5 ve 33. sınıflarda bulunan malları içeren marka tescil başvurusunun ilanı üzerine iltibas vakıasına dayalı olarak başvurunun reddi arzusunu içeren itirazlarının önce markalar dairesi ve nihai olarak da YİDK tarafından 2007/M-5006 Sayılı kararla reddedildiğini ifade ederek, hukuka aykırı kurum kararının iptaline ve davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüyle sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ayırt ediciliği temsil eden fit kelimesinin ortak olması sebebiyle markayla işaret arasındaki fonetik benzerliğin ilk bakışta hemen algılanabilecek seviyede bulunduğu, davalı başvurusunun konusu olan işaretle davacı markaları; öncelikle yan yana konulup, özellikle farklılığı gösteren tali unsurlara yönelik değil, aksine benzerliği sergileyen noktalara dikkat yoğunlaştırılarak karşılaştırıldıklarında, söz konusu markalar ve işaret altında sunulan hizmet ve emtiaların hitap ettiği kişilerin üzerinde bıraktığı iz itibariyle sesçil ve işitsel umumi intiba olarak birbirlerinin benzeri olduğu, zira, birbirine yakın biçimde okunuştan doğan fonetik benzerlik sebebiyle davalı başvurusunun konusu olan sportfit kelimesini gören ve duyan tüketicilerin zihninde belirecek olan izin, hemen fit ibareli davacı markasının bıraktığını hatırlattığı, bunun sonucu ise, davalının davacının bu markayı taşıyan ürün ve hizmetler için tüketiciler nezdinde tesis ettiği imaj, güven ve hatırlanırlıktan haksız olarak istifade edebileceği; işaretin yukarda açıklandığı üzere davacı markasıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olması nedeniyle, markayla aralarında umumi intiba itibariyle bağlantı kurulabilecek türden global bir baskı algılama oluşturabileceği ve bu bağlamda her ikisinin aynı işletmeye ait olduğu yönünde iltibasa yol açabileceği, taraflara ait markaların aynı ve benzer ihtiyaçları gidermeleri, birbiriyle rekabet etme ve birinin diğerini tamamlama işlevlerinin bulunması ve özellikle mal ve hizmetlerin sınıflandırılmasına dair tebliğde aynı sınıfın aynı alt grubunda bulunmaları gibi kriterler nazara alındığında aynı tür olarak nitelendirilmelerinin zorunlu bulunduğu, davacı markasının kapsamında bulunan 32. sınıf mallarla davalı başvurusunun kapsamında bulunan 33. sınıf ürünlerin, dağıtım kanallarının ve satışı sunuldukları mekanların ortak olmasıyla birinin diğerinin yerine ikame edilebilir bulunması, iltibas kavramının işletmesel bağlantı kurma ihtimalini de içermesi karşısında aynı tür kabul edilmelerinin zorunlu olduğu, davacının fit ve spot ibareli markalarının varlığını bilen ve yararlanan 32 ve 33. sınıf ürünlerin ortalama tüketicilerinin, davalının sportfit ibareli işaretini gördüğünde, davacının ürünlerini iki ayrı markasını kullanarak piyasaya sunduğu biçiminde bir algılama edinebileceği gerekçesiyle davanın kabulüyle TPEYİDK'nun 2007/M-5006 Sayılı kararının iptaline, davalı adına tescil olunan 12.4.2005 gün ve 2005/13467 Sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1,55'er TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 22.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy