(6762 S. K. m. 4, 893)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10.09.2008 tarih ve 2007/35 - 2008/556 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erhan Köse tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketle 5 adet konteynerin İzmir-Hamburg arası deniz yoluyla taşınması konusunda anlaştıklarını, davalının ise emtiayı anlaşmaya aykırı olarak İtalya üzerinden aktarmalı olarak gönderdiğini, teslimattaki gecikme nedeni ile alıcı firmanın her bir konteyner için 1000 EURO ve davalı şirketçe firmaya yansıtılan yüksek navlun bedeli 300 EURO olmak üzere 1300 EURO bedeli yapacağı ödemeden mahsup ettiğini, davacının geç teslim nedeni ile 6500 EURO zararı olduğunu, ayrıca müvekkilinin davalı firmanın geç teslimi nedeniyle bir konteynerini başka bir firmaya taşıtması nedeni ile 1000 EURO ödediğini, toplam zararlarının 7500 EURO olduğunu, davalının müvekkili hakkında üç ayrı icra takibi ile toplam 17.706 YTL talep ettiğini, zararlarının YTL karşılığının 13.770 TL olduğunu ileri sürerek, takibin 13.770 YTL kısmı ile ilgili olarak borçlu olmadıklarının tespitini ve kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı hakkında emtiaların taşınma bedeli nedeni ile icra takibi yaptıklarını, takibe itiraz edilmediğini, davacıya emtianın çıkış ve teslim süresi konusunda herhangi bir taahhütte bulunmadıklarını, taşımanın makul sürede yapıldığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının sözleşmeye aykırı taşıma ve bu nedenle uğradığı zararın tazminine ilişkin ayrı bir davası olmadığı, geç taşıma nedeniyle zarar görüldüğü ve davalının sorumlu olduğunun ispatlanamadığı, zarar miktarının taşıma bedelinden mahsubunun talep edildiği, bu konudaki icra takiplerinin kesinleştiği, bu nedenle davacının borçlu olmadığının tespiti talebinin yerinde olmadığı, alacakların likit olmaması nedeni ile tazminat istenemeyeceği gerekçesi ile davanın ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 Sayılı Yasa ile 6762 sayılı Türk Ticaret Yasasının 4 ncü maddesine eklenen fıkrada, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Yasa'nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulacağı, bu mahkemelerin yargı çevresinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme doğrultusunda Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararıyla da, bu tür davalara denizcilik ihtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde birden fazla Asliye Mahkemesi bulunması halinde (1) numaralı Asliye Mahkemesinin bakacağı belirlenmiştir.
Somut olayda dava konusu taşıma, deniz yoluyla gerçekleştirilmiştir. Uyuşmazlık, TTK.'nun Deniz Ticareti başlıklı 4 ncü kitabındaki 893 ve onu izleyen maddelerde düzenlenen hükümler dikkate alınarak çözümlenecektir. Dolayısıyla görevli mahkeme, Denizcilik İhtisas Mahkemesidir. Denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanına giren davalarda dava konusunun değerinin de bir önemi yoktur. Görev hususu yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde tutulacağından mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekeceğinden, mahkemece görevsizlik kararı verilmek üzere, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2010 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy