(2820 S. K. m. 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.03.2009 tarih ve 2006/851-2009/185 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkiline dahili su basması rizikolarına karşı sigortalı işyerine davalı siyasi partinin Beşiktaş İlçe Başkanlığı'nın kiracı olarak bulunduğu daireden su sızdığını, bu nedenle sigortalı işyerinde hasar meydana geldiğini, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 1.494.-YTL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 2820 Sayılı Yasanın 71. maddesine göre parti genel merkezi hakkında dava açılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı siyasi partinin Beşiktaş İlçe Başkanlığı'nın kiracısı olduğu dairedeki musluğun açık bırakılması sonucu davacıya sigortalı işyerine sızan sular nedenliyle oluştuğu iddia edilen zararın rücuen tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 71. maddesinde siyasi partilerin yapacakları giderler sözleşmeler ve girişecekleri yükümlülükler genel merkezde parti tüzel kişiliği adına, illerde il yönetim kurulu adına ve ilçelerde ilçe yönetim kurulu adına yetkili kılınan kişi veya kurulca yapılır. Siyasi partilerin il ve ilçelerdeki teşkilat kademeleri tarafından parti tüzel kişiliği adına sözleşme yapılmasına ve yükümlülük altına girilmesine ilişkin esaslar, merkez karar ve yönetim kurulunca tesbit olunur. Bu esaslara aykırı olarak yahut siyasi partilerin tüzüklerine göre merkez karar ve yönetim kurulunca önceden yazılı yetki verilmediği veya sonradan bir kararla onaylanmadığı takdirde partinin teşkilat kademelerinin yaptıkları sözleşme ve giriştikleri yükümlülüklerden dolayı parti tüzel kişiliği hiçbir surette sorumlu tutulamaz. Merkez karar ve yönetim kurulu veya genel başkan veya parti tüzel kişiliği aleyhine takipte bulunulamaz. Bu takdirde sorumluluk sözleşmeyi yapan veya yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olur hükmü getirilmiş olup, açıklanan bu hüküm göz önüne alındığında davalı parti genel başkanlığı tarafından davaya konu zarara neden olduğu iddia edilen parti ilçe teşkilatına kira sözleşmesi yapması konusunda bir yetki verilmediği gibi yapılan kira sözleşmesine de sonradan onay verildiği iddia ve ispat edilememiştir. Bu durumda davalı parti genel merkezinin oluştuğu iddia edilen zarardan sorumlu tutulmasına olanak yoktur.
Bu itibarla, mahkemece, davalı hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy